SEYAHAT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SEYAHAT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Kasım 2008 Perşembe
amazon nehri
Amazon Nehri Güney Amerika'da yer alan Amazon Nehri (İspanyolca: Río Amazonas, Portekizce: Amazonas), Afrika'daki Nil Nehri ile birlikte dünyanın en uzun nehirlerinden biridir. Büyük Okyanusa 160 km mesafede, Peru'daki And Dağlarının doruklarından doğarak doğuya doğru bir seyir izleyip Atlas Okyanusuna dökülür. 6,400 km uzunluğundaki Amazon'un taşıdığı su miktarı Mississippi, Nil, ve Yangtze Nehirlerinin taşıdıkları suların toplamından fazladır (tüm dünya nehirlerinin taşıdığı suyun yaklaşık % 20-25 ini taşıdığı sanılmaktadır). Amazon Nehri, yaklaşık yıllık ortalaması 180.000 m³/sn olan debisiyle ve suladığı alanın (Amazon Havzası) büyüklüğü itibarıyla da birinci sıradadır. Denize döküldüğü Atlas Okyanusu kıyılarında genişliği yaklaşık 300 kilometredir. Amazon'un ağzı 1537'de Pinzon tarafından keşfedilmiş, nehrin kaynaklarıysa ancak 1941'de Bertrand Flornoy'un yönettigi ekip tarafından bulunmuştur. Ve çok yararlı olduğu keşfedilmiştir
13 Eylül 2008 Cumartesi
HOLLYWOOD
Hollywood'dan SevgilerHollywood, (okunuşu → Holivud) Amerika Birleşik Devletlerinin Kaliforniya eyaletinde bulunan Los Angeles kentinin bir bölgesidir. Kent merkezinin kuzeybatısında yer alır. Sinema stüdyolarının ve film yıldızlarının oturduğu evlerin bu bölgede yoğunlaşmasından dolayı Hollywood Amerikan sinema endüstrisiyle özdeşleşmiştir.ABD'de yapılan ilk filmler New York kenti civarında çekilmişti. 1900 yıllarına doğru Kaliforniya'da ilk filmler yapılmaya başlandı. Kaliforniya'nın tercih nedeni daha güzel bir havaya ve açık alanlara sahip olmasıydı. Ayrıca bir diğer nedeni de ünlü buluşçu Thomas Edison'a sinema konusundaki patentlerinden dolayı ödeme yapmaktan kaçınmaktı. Thomas Edison sinema dalındaki birçok patent haklarını elinde bulunduruyordu. New York bölgesinde Edison'un avukatlarına ödeme yapmamak mümkün değildi. Kaliforniya'da Edison'un avukatlarının etkisi azdı ve gerekirse Hollywood'un Meksika sınırına yakınlığından dolayı polisten kaçarak Meksika'da saklanmak mümkündü.
1 Ağustos 2008 Cuma
Hawaii

The State of Hawaii (IPA: /həˈwaɪi, həˈwaɪʔi/) (Hawaiian: Mokuʻāina o Hawaiʻi), is an archipelagic U.S. state located in the Central Pacific, south of Alaska, north of Tahiti, and 2,300 miles (3,700 km) from the Continental United States.[2] Politically, Hawaii is considered to be a part of the North American continent.The state encompasses nearly the entirety of the volcanic Hawaiian Island chain, which is made up of hundreds of islands spread over 1,500 miles (2,400 km). Of these, the eight largest islands are considered the "main islands" and are located at the southeastern end of the archipelago. In order from the northwest to southeast, they are Niʻihau, Kauaʻi, Oʻahu, Molokaʻi, Lānaʻi, Kahoʻolawe, Maui, and Hawaiʻi. The last is by far the largest, and is very often called the "Big Island" or "Big Isle" to avoid confusion with the state.The state was admitted to the Union on August 21, 1959, making it the 50th state. Its capital is located in its only city, Honolulu on the island of Oʻahu. The most recent census puts the state's population at 1,211,537.In American English, Hawaii is pronounced in varying approximations to the original. From most to least anglicized, there is IPA: /həˈwaɪiː/, /həˈwaɪʔiː/, /həˈvaɪʔiː/). In the Hawaiian language, /həˈʋəiʔi/, there is also some variation, as Hawaiian IPA /ʋ/ varies from [v] to [w].The State of Hawaii has two official languages recognized in its constitution adopted at the 1978 constitutional convention: English and Hawaiian. Article XV, Section 4, specifies that "Hawaiian shall be required for public acts and transactions only as provided by law" [italic added]. Hawaii Creole English (locally referred to as 'Pidgin') is the native dialect of many born-and-raised residents and is a second dialect for many other residents. After English, the second- and third-most spoken individual languages are Ilokano (most are bilingual in Wikang Filipino) and Japanese, respectively. Significant European immigrants and descendants also speak their native languages; the most numerous are Spanish, German, Portuguese and French.As of the 2000 U.S. Census, 73.44% of Hawaii residents age 5 and older speak only English at home. Tagalog speakers make up 5.37% (which includes non-native speakers of Wikang Filipino, the national co-official Tagalog-based language), followed by Japanese at 4.96%, Ilokano at 4.05%, Chinese at 1.92%, Hawaiian at 1.68%, Spanish at 1.66%, Korean at 1.61%, and Samoan at 1.01%[23].
Etiketler:
Mavi Turlar,
SEYAHAT,
tatil,
Yurtdışı Turlar,
Yurtiçi Turlar
Las Vegas, Nevada
Las Vegas, ABD'nin Nevada eyaletinde bulunan kumar ve eğlence yerleriyle ünlü bir kentidir. Düz bir ovaya kurulmuş adeta bir çöl şehridir.Las Vegas şehri eskiden denetimden yoksun bir mafya şehri olmuştur ancak günümüzde 1,5 milyona yaklasan nüfusuyla muhteşem ve bir o kadar da legal bir şehir halini almıştır. Las Vegas günümüzde dünyanın en pahalı oteli Wynn Hotel'e ev sahipliği yapmaktadır, Wynn Hotel'ın yanısıra değeri milyar doları aşmış birbirinden güzel onlarca hotel içindeki inanılmaz şovlar ve aktivitelerle turistler için her zaman gözde mekan olmuştur. Yaz ayları oldukça sıcak geçmekle birlikte, sıcaklığın yer yer 45 dereceyi geçtiği gözlenmekte ancak nem oranının düşük olması hissedilen ısının fazla etkili olmamasını sağlamaktadır. Bu nedenle Las Vegas'ı en iyi ziyaret etme zamanı eylül ayı ile mayıs ayı arasındaki aylardır.Özellikle gösterişli kumarhaneleri ile dillere destan olmuş bir şehirdir. Işıkları ve fıskıyeleri hayalleri süsler.**OTELLER**Las Vegas otel ve kumarhaneleri genellikle dünyanın ünlü mimari eserlerinden esinlenerek tasarlanmıştır.İtalyan tarzı dekore edilmiş Bellagio Oteli'nin hemen önündeki büyük havuz şovu ünlüdür. Otelin çok sayıdaki restoranlarında dünyanın en ünlü aşçıları görev yapmakta, sanat müzesinde Monet'in orijinal eserleri ziyaretçilere açık olarak sergilenmektedir. Bellagio'nun bir başka özelliği ise içindeki çiçek bahçesidir, bu görkemli bahçedeki çiçekler her ay yenilenmekte ve sezonuna göre değiştirilmektedir.Bu otel yakın zamanlarda çekilen Ocean's Eleven ve Ocean's Twelve adlı macera filmlerine de mekan olmuştur. Bu filmlerde otelin gösterişli kumarhanesinin nasıl soyulduğu anlatılmaktadır.Mimari olarak Atakule'ye benzeyen ve Atakule'den yaklaşık 2 kat daha yuksek olan Stratosphere Otel & Casino'sunun üstünde 4 eglence makinasi yer alır.Newyork Newyork, New York'un ünlü binalarına benzer olarak inşa edilmiştir ve üzerindeki roller coaster'i meşhurdur.**Nüfusu**Küçük bir çöl kasabası olan Las Vegas'ın nüfusu, 2.000'lerden 550.000'lere gelmiştir. Nüfus'un %69.86 sı beyaz, geri kalanı ise zenci ve sarı ırktandır. Ekonomisi büyük bir hızla gelişen şehrin nüfusu da aynı oranda artmaktadır ** Kumarhaneler**Las Vegas en çok dünyaca ünlü kumarhaneleri ile bilinmektedir. Uzun süre kalmaya yerlisi olmayanların tahammül edemeyeceği bir atmosferi vardır.Nevada eyaleti tüm Amerikan Birleşik Devletleri'nde kumarın ve fuhuşun yasal olduğu tek eyalettir. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri'nde mevcut olan en katı uyuşturucu yasalarına sahip olan eyaletlerden biridir.Las Vegas kumarhaneleriyle ünlü bir eyalet olmasına rağmen ayrıca bir çok teknoloji şirketine de ev sahipliği yapmaktadır. Bazı teknoloji şirketleri burada kurulmaktadır, bazıları ise Las Vegas'a taşınmaktadır.Şehrin en büyük atraksiyonu olan kumarhaneler çoğunlukla şehrin downtown adıyla hitap edilen bölgesinde bulunmaktadır. Online oyun sektörüyle ilgili konferanslara ev sahipliği yapan şehir ışıltısı ve lüks otelleriyle de ünlüdür.
Gönderen HOŞGELDİNİZ zaman: 07:46
Gönderen HOŞGELDİNİZ zaman: 07:46
Etiketler:
Las Vegas,
Mavi Turlar,
Nevada,
SEYAHAT,
tatil,
Yurtdışı Turlar,
Yurtiçi Turlar
25 Temmuz 2008 Cuma
BERLİN
Bir sergi şehri olan Berlin'de günümüze ait ilginç yapılar bulabilirsiniz. Yıllardır kentin görünümüne damga vuran inşaat çukurları ve şantiyelerinden yeni bir semt doğdu. Potsdamer Platz terkedilmiş boş bir araziden yüksek yapıların bulunduğu bir şehir bölgesi haline geldi. Kollhoff-Gökdeleni'nin bulunduğu izleme platformu; Daimler Chrysler Areal ve muhteşem çatı yapısıyla Sony-Kompleks'ine nefes kesici bir manzara sunuyor.
Büyükelçilikler ve bakanlıklar başkentte yer almakla birlikte elbette cam kubbesi ile meclis binası tüm ziyaretçiler için ilgi çekici bir eser. Cam kubbe sadece şehrin yeni sembolü olmakla kalmıyor aynı zamanda Berlin Cumhuriyeti'nin de şeffaflığını sergiliyor.
Müze ve Sergiler
Berlin müzelerinde sergilenen hazineler çok çeşitli. Müze Adası'ndaki Bergama Müzesi (Pergamonmuseum) içinde yer alan Pergamonaltar ve Babylon'un Şehir Kapısı ziyaretçileri adeta büyülüyor. Berlin müzelerindeki en paha biçilmez eserlerden bir tanesi de yeni yerleşim yeri Eski Müze (Alte Museum) olan Nefertiti'nin Büstü (Büste der Nofretete). Tiergarten'daki Kültür Forumu (Kulturforum), Resim Galerisi (Gemälde Galerie) ve Yeni Ulusal Galeri'nin (Neuen Nationalgalerie) içinde klasik ve modern sanatın büyüleyici eserlerini sergiliyor. Çağdaş sanata ait bir çok eseri ile Hamburg İstasyonu (Hamburger Bahnhof) modern bir sergi konsepti sunuyor. Marlene Dietrich'in mirasını sergileyen diğer etkileyici müze de Potsdamer Platz'daki Film Müzesi. Nefes kesici mimarisi ile Yahudi Müzesi (Jüdische Museum) tek kelime ile eşsiz. 2004 yılı içinde, Helmut Newton Koleksiyonu ile birlikte Fotoğraf Müzesi (Museum für Fotografie) ve Hamburger Bahnhof'da Flick Collection açıldı. Berlin tarihi ile yakından ilgilenenler Checkpoint Charlie'de bulunan "Berlin Hikâyesi"'ni (The Story of Berlin) dinlemek için Duvar Müzesi'ni (Mauermuseum) ve Berlin tarihinde keyifli bir yolculuğa çıkmak için Märkischen Museum'u ziyaret edebilir. Devamı...
Saray ve Şatolar
Berlin ve çevresinde yer alan saray ve şatolar klasik yapılar kadar barok ihtişamını da tüm canlılığı ile gösteriyor. Görkemli Charlottenburg Sarayı ( Schloss Charlottenburg) barok yapı sanatının en canlı örneklerinden birisi. Güneyde yer alan peyzaj mimarisi ile saray yapısının büyüleyici bütünlüğüne örnek olabilecek Prusya Yapı Düzenlemeleri, aşk yuvası olarak inşa edilen ve bir tablo güzelliğindeki Tavus Kuşu Adası (Pfaueninsel) tüm cazibesiyle sevgililerle romantikleri kendine çekiyor. Potsdam; Prusya sanatının en ihtişamlı örnekleriyle dolu. Bu yapılarda saraylarla bahçelerin eşsiz uyumunu görmek mümkün.
Büyükelçilikler ve bakanlıklar başkentte yer almakla birlikte elbette cam kubbesi ile meclis binası tüm ziyaretçiler için ilgi çekici bir eser. Cam kubbe sadece şehrin yeni sembolü olmakla kalmıyor aynı zamanda Berlin Cumhuriyeti'nin de şeffaflığını sergiliyor.
Müze ve Sergiler
Berlin müzelerinde sergilenen hazineler çok çeşitli. Müze Adası'ndaki Bergama Müzesi (Pergamonmuseum) içinde yer alan Pergamonaltar ve Babylon'un Şehir Kapısı ziyaretçileri adeta büyülüyor. Berlin müzelerindeki en paha biçilmez eserlerden bir tanesi de yeni yerleşim yeri Eski Müze (Alte Museum) olan Nefertiti'nin Büstü (Büste der Nofretete). Tiergarten'daki Kültür Forumu (Kulturforum), Resim Galerisi (Gemälde Galerie) ve Yeni Ulusal Galeri'nin (Neuen Nationalgalerie) içinde klasik ve modern sanatın büyüleyici eserlerini sergiliyor. Çağdaş sanata ait bir çok eseri ile Hamburg İstasyonu (Hamburger Bahnhof) modern bir sergi konsepti sunuyor. Marlene Dietrich'in mirasını sergileyen diğer etkileyici müze de Potsdamer Platz'daki Film Müzesi. Nefes kesici mimarisi ile Yahudi Müzesi (Jüdische Museum) tek kelime ile eşsiz. 2004 yılı içinde, Helmut Newton Koleksiyonu ile birlikte Fotoğraf Müzesi (Museum für Fotografie) ve Hamburger Bahnhof'da Flick Collection açıldı. Berlin tarihi ile yakından ilgilenenler Checkpoint Charlie'de bulunan "Berlin Hikâyesi"'ni (The Story of Berlin) dinlemek için Duvar Müzesi'ni (Mauermuseum) ve Berlin tarihinde keyifli bir yolculuğa çıkmak için Märkischen Museum'u ziyaret edebilir. Devamı...
Saray ve Şatolar
Berlin ve çevresinde yer alan saray ve şatolar klasik yapılar kadar barok ihtişamını da tüm canlılığı ile gösteriyor. Görkemli Charlottenburg Sarayı ( Schloss Charlottenburg) barok yapı sanatının en canlı örneklerinden birisi. Güneyde yer alan peyzaj mimarisi ile saray yapısının büyüleyici bütünlüğüne örnek olabilecek Prusya Yapı Düzenlemeleri, aşk yuvası olarak inşa edilen ve bir tablo güzelliğindeki Tavus Kuşu Adası (Pfaueninsel) tüm cazibesiyle sevgililerle romantikleri kendine çekiyor. Potsdam; Prusya sanatının en ihtişamlı örnekleriyle dolu. Bu yapılarda saraylarla bahçelerin eşsiz uyumunu görmek mümkün.
BERLİN
Berlin, Almanya'nın başkenti ve en büyük şehridir. II.Dünya Savaşı öncesinde 4.3 milyon kişinin yaşadığı şehirde 2005 itibariyla 3.4 milyon kişi yaşamaktadır. Berlin, kuzey Almanya'da, Spree ve Havel nehirlerinin arasındaki kumluk bölgeye kuruludur. 1949'dan 1990'a kadar Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye ayrılmıştı. Aradaki duvara da sonradan utanç duvarı denmiştir. Kasım 1989'da utanç duvarı yıkıldıktan sonra Berlin tekrar bir bütün olmuştur. Şimdi, Almanya'nın yeni başkenti insanlarının ve şehrin yaralarını sarıyor. 750 yıllık Berlin "geriye doğru ileri" gitmeye çalışıyor.Berlin'in doğu tarafında yoğun bir restorasyon yaşanıyor ve kenti ikiye bölen Spree Nehri, sakin ve berrak akıyor. Berlin bu nehrin iki kıyısında, Cölln ve Berlin adlı iki balıkçı köyü olarak bölünmüş bir haldeydi zaten. İlk kez 1307 yılında birleşti. Brandenburg'un (sonra Prusya'nın) başkentiydi. 18. yüzyıla kadar o kadar mühim bir şehir değildi. Ancak Prusya'nın güçlenmesi sürecinde kuzey Almanya, sonra Avrupa'nn bir siyasi, iktisadi ve kültürel merkezi oldu. 1871 yılında Alman İmaparatorluğu'na bağlandı, Hitler zamanında harabeye döndü, müttefik devletler tarafından işgal edildi.İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Sosyalist bölümü Doğu Berlin oldu. Kentin imparatorluk merkezi Mitte'de doğuda kaldı. Berlin'i inşa eden mimar Karl Friederich Schinkel'in tasarladığı binalar, büyükelçilikler, saraylar, müzeler hep o tarafta kaldı. Türkiye'den çalınan Bergama Sunağı'nın sergilendiği dünyanın en önemli müzelerinden biri olan Bergama Müzesi, Cölln ile Berlin'i birleştiren anlaşmanın yapıldığı St. Nicholas Kilisesi de Doğu Berlin'de kaldı. Kent tekrar birleştiğinde Berlin her şeyin çiftine sahip oldu. İki parlamento binası, iki büyük üniversite, iki büyük havaalanı, iki kent merkezi ve iki Mısır müzesi... Müzeler Adası, Kültür Forumu ve Dahlem'deki müze ve koleksiyonlar dünya çapında önem taşıyor. Berlin, sanat alanında da dünyanın en önemli şehirleri arasında. Üç opera, Filarmoni, birçok tiyatro, konser salonu ve kütüphanenin yanı sıra; Berlin Film Festivali, festival haftaları ve tiyatro günleri, tüm sanatseverleri Berlin'e çekiyor.Türkler Berlin'deki en kalabalık yabancı nüfusunu oluştururlar. Berlin'de 119.000 Türk vardır. Kreuzberg İlçesi Türklerin en yoğun olarak yerleşik olduğu bölgelerdendir. Kreuzberg'in toplam nüfusu 146.884 kişidir ve bunun 49.010'u yabancıdır. Yabancı sayısı Alman vatandaşı Türkleri kapsamadığından, Kreuzberg'deki Türk sayısı oldukça fazladır.Kültür Berlin Almanya'nın sadece politik başkenti değil, aynı zamanda da kültür başkentidir. Berlin'de birçok müze bulunmaktadır. Özellikle kentin doğusunda yeralan Müzeler Adası (Museumsinsel) içinde Pergamon Müzesi'de dahil, birçok müzeyi barındırmaktadır. Ayrıca kentte çok sayıda sanat galerileri, tiyatrolar vs. vardır. Başlıca müzeleri ve turistik yerleri:
Berliner Fernsehturm ;televizyon kulesi
Pergamon Museum ; Bergama Arkeoloji Müzesi (Ünlü Bergama tapınağı burdadır.)
Guggenheim Berlin
Alte Nationalgalerie ;Eski Ulusal Müze (sanat müzesi)
Bodemuseum
Schloss Bellevue ;Bellevue Sarayı
Siegessäule ; Zafer Sütunu
Kaiser Wilhelm's Gedächtniskirche ;savaşta zarar görmüş Anıtkilise
Judisches Museum ;yahudi müzesi
Funkturm ;radyo kulesi
Aquadom & Sea Life Centre ;akvaryum ve deniz müzesi
Museum für Kommunikation ;iletişim müzesi
Brandenburger Tor ;Brandenburg Kapısı
Reichstag\Bundestag ;İmparatorluk Binası / Federal Meclis
Gendermenmarkt ;Jandarmalar Meydanı
Checkpoint Charlie Mauer Museum ;Berlin duvarı ile ilgili tarih müzesi
Berliner Dom ;Berlin Katedrali
East-Side-Gallery ; Barış Anıtı
Holocaust-Mahnmal ; Holocaust Anıtı
KaDeWe(Kaufhaus des Westens); alışveriş merkezi
Deutsches Technikmuseum ; Alman Teknoloji Müzesi
Schloss Charlottenburg ;Charlotenburg Sarayı
Berliner Rathaus (1991'dan önce Rotes Rathaus) ;belediye sarayı
Bundeskanzleramt ; Başbakanlık
Museum für Naturkunde ; Doğa Bilimleri Müzesi
Filmmuseum Berlin ;Film ve sinema tarihi ile ilgili müze
Neue Synagoge Berlin ;Yeni Sinagog (Almanya'nın en büyük sinagoğudur)
Tiergarten ;kentin en büyük parkı ve mesire yeri
Berliner Fernsehturm ;televizyon kulesi
Pergamon Museum ; Bergama Arkeoloji Müzesi (Ünlü Bergama tapınağı burdadır.)
Guggenheim Berlin
Alte Nationalgalerie ;Eski Ulusal Müze (sanat müzesi)
Bodemuseum
Schloss Bellevue ;Bellevue Sarayı
Siegessäule ; Zafer Sütunu
Kaiser Wilhelm's Gedächtniskirche ;savaşta zarar görmüş Anıtkilise
Judisches Museum ;yahudi müzesi
Funkturm ;radyo kulesi
Aquadom & Sea Life Centre ;akvaryum ve deniz müzesi
Museum für Kommunikation ;iletişim müzesi
Brandenburger Tor ;Brandenburg Kapısı
Reichstag\Bundestag ;İmparatorluk Binası / Federal Meclis
Gendermenmarkt ;Jandarmalar Meydanı
Checkpoint Charlie Mauer Museum ;Berlin duvarı ile ilgili tarih müzesi
Berliner Dom ;Berlin Katedrali
East-Side-Gallery ; Barış Anıtı
Holocaust-Mahnmal ; Holocaust Anıtı
KaDeWe(Kaufhaus des Westens); alışveriş merkezi
Deutsches Technikmuseum ; Alman Teknoloji Müzesi
Schloss Charlottenburg ;Charlotenburg Sarayı
Berliner Rathaus (1991'dan önce Rotes Rathaus) ;belediye sarayı
Bundeskanzleramt ; Başbakanlık
Museum für Naturkunde ; Doğa Bilimleri Müzesi
Filmmuseum Berlin ;Film ve sinema tarihi ile ilgili müze
Neue Synagoge Berlin ;Yeni Sinagog (Almanya'nın en büyük sinagoğudur)
Tiergarten ;kentin en büyük parkı ve mesire yeri
13 Temmuz 2008 Pazar
PARİS

Paris, Fransa'nın başkenti ve Île-de-France bölgesinin merkezidir ve Seine nehri'nin üzerine kurulmuştur. Tüm dünyada anıtları, sanatsal ve kültürel yaşamı ile tanınmış (bilinen) olan Paris aynı zamanda dünya tarihinde önemli bir şehir (kent) olmakla birlikte, başlıca ekonomik ve politik merkezler arasında yer almakta ve uluslararası taşımacılığın geçiş noktalarından birini oluşturmaktadır. Moda ve lüksün dünya başkentidir ve "Işık Şehir" (Ville de Lumière) diye de anılmaktadır (bilinmektedir.)
2004 yılında Paris şehir sınırları içindeki nüfusun 2.153.600 kişi olduğu INSEE (Institut national de la statistique et des études économiques - Ulusal istatistik ve ekonomik çalışmalar enstitüsü) tarafından tahmin edilmektedir. [1] 20. yy.'da şehir sınırlarının dışına taşarak büyümüş ve banliyöleriyle birlikte 2007'da 12,1 milyonluk nüfusa ulaşmıştır. [2]. Paris şehrinin özlü sözü Latince "Fluctuat nec mergitur" yani "Sallanır ama batmaz" (Fransızca:« Il est battu par les flots sans être submergé »). Şehrin armasındaki "Scilicet" yani gemiyi anlatmak için kullanılır. Bu gemi Ortaçağ'da şehri yöneten güçlü "Gemiciler" (Nautes) ya da "Su tüccarları"nın kurduğu birliği sembolize eder. Şehrin koruyucusu, 5. yy.'da Attila'yı şehri yıkmaması için ikna ettiğine inanılan Azize Geneviève'dir
netten alıntıdır
12 Temmuz 2008 Cumartesi
Las Vegas

Las Vegas, ABD'nin Nevada eyaletinde bulunan kumar ve eğlence yerleriyle ünlü bir kentidir. Düz bir ovaya kurulmuş adeta bir çöl şehridir.
Las Vegas şehri eskiden denetimden yoksun bir mafya şehri olmuştur ancak günümüzde 1,5 milyona yaklasan nüfusuyla muhteşem ve bir o kadar da legal bir şehir halini almıştır. Las Vegas günümüzde dünyanın en pahalı oteli Wynn Hotel'e ev sahipliği yapmaktadır, Wynn Hotel'ın yanısıra değeri milyar doları aşmış birbirinden güzel onlarca hotel içindeki inanılmaz şovlar ve aktivitelerle turistler için her zaman gözde mekan olmuştur. Yaz ayları oldukça sıcak geçmekle birlikte, sıcaklığın yer yer 45 dereceyi geçtiği gözlenmekte ancak nem oranının düşük olması hissedilen ısının fazla etkili olmamasını sağlamaktadır. Bu nedenle Las Vegas'ı en iyi ziyaret etme zamanı eylül ayı ile mayıs ayı arasındaki aylardır.
Özellikle gösterişli kumarhaneleri ile dillere destan olmuş bir şehirdir. Işıkları ve fıskıyeleri hayalleri süsler.
8 Temmuz 2008 Salı
BERLİN

Berlin Almanya'nın sadece politik başkenti değil, aynı zamanda da kültür başkentidir. Berlin'de birçok müze bulunmaktadır. Özellikle kentin doğusunda yeralan Müzeler Adası (Museumsinsel) içinde Pergamon Müzesi'de dahil, birçok müzeyi barındırmaktadır. Ayrıca kentte çok sayıda sanat galerileri, tiyatrolar vs. vardır. Başlıca müzeleri ve turistik yerleri:Berliner Fernsehturm; televizyon kulesi Pergamon Museum; Bergama Arkeoloji Müzesi (Ünlü Bergama tapınağı burdadır.)*Türkçe Berlin Rehberi Guggenheim Berlin Alte Nationalgalerie; Eski Ulusal Müze (sanat müzesi)*Türkçe Berlin Rehberi Bodemuseum *Türkçe Berlin Rehberi Schloss Bellevue; Bellevue Sarayı Siegessäule; Zafer Sütunu Kaiser Wilhelm's Gedächtniskirche; savaşta zarar görmüş Anıtkilise Judisches Museum; yahudi müzesi Funkturm; radyo kulesi Aquadom & Sea Life Centre; akvaryum ve deniz müzesi Museum für Kommunikation; iletişim müzesi Brandenburger Tor; Brandenburg Kapısı Reichstag\Bundestag; İmparatorluk Binası / Federal Meclis Gendermenmarkt; Jandarmalar Meydanı *Türkçe Berlin Rehberi Checkpoint Charlie Mauer Museum ;Berlin duvarı ile ilgili tarih müzesi *Türkçe Berlin Rehberi Berliner Dom; Berlin Katedrali *Türkçe Berlin Rehberi East-Side-Gallery; Barış Anıtı Holocaust-Mahnmal; Holocaust Anıtı KaDeWe(Kaufhaus des Westens); alışveriş merkezi Deutsches Technikmuseum; Alman Teknoloji Müzesi Schloss Charlottenburg; Charlotenburg Sarayı Berliner Rathaus (1991'dan önce Rotes Rathaus); belediye sarayı Bundeskanzleramt; Başbakanlık Museum für Naturkunde; Doğa Bilimleri Müzesi Filmmuseum Berlin; Film ve sinema tarihi ile ilgili müze Neue Synagoge Berlin; Yeni Sinagog (Almanya'nın en büyük sinagoğudur) Tiergarten; kentin en büyük parkı ve mesire yeriALINTIDIR
5 Temmuz 2008 Cumartesi
DİDİM!!!



Didim Aydın'a bağlı yeni yeni gelişme ve büyüme gösteren tatil beldelerinden bir tanesidir.
Bu belde alabildiğine sarı kumları arasında keyifli dakikalar yaşayacağınız bir yerdir.
Burada tarihi ve kültürel özellikleri oldukça büyük olan kahinlerin yaşadığı düşünülen Apollo Tapınağı, filozoflar bölgesi olan Milet, bir doğa harikası olan Bafa Gölü, İyonyalıların toplantı merkezi olan Pirene ile göz dolduran bir tatil beldesidir.
Didim’de bu kadar tarihi eserin arasında keyifli dakikalar geçirirken bu eserlerin yapılış hikayeleri ve efsaneleri sizi fazlasıyla heyecanlandıracaktır. Didim’in tarihi, kültürel yapıları dinlenmek ve eğlenmek adına bulunan mekanları, güneşin tadını çıkartmak için sere serpe uzanabileceğiniz altın renkli kumsalları ve bu bölgede tatil yapmak için oldukça yüksek meblalarda para harcamanız gerekmiyor olması da keyfili bir tatil geçireceğiniz en büyük ispatı olsa gerek!
APOLLON TAPINAĞI
Didim’de bulunan bu tapınak dünyanın en önemli 3. tapınağıdır. M.Ö Zeus’un oğlu olan Apollo adına Branhid kahinler için yaptırılmış. M.Ö yıllarda bir çok tahribata uğrayan tapınak en son olarak Romalılar zamanında yeniden yapılmıştır. 124 sütunla çevrili olan bu yapıt bir çok bölümden oluşuyor. Tapınağın oldukça eski zamanlarda yapılmış olması kadar içinde bulunan heykeller ve eserlerde tapınağa apayrı bir özellik katmaktadır. Bu tapınağın hiçbir zaman tamamlanmamış olması da ilk olarak akıllara şu soruyu getiriyor. Tamamlanmış olsa bundan güzel olabilir miydi acaba?
Apollon tapınağının bir diğer özelliği ise, bu tapınak adına üretilen efsanelerdir. Bu efsanelerin ortaya çıkmasının en büyük nedeni ise bu tapınağın M.Ö’ki yıllarda kahinlerin yaşadığı yer olarak bilindiği için bu tapınağa ait efsanelerde oldukça ilginç doğrusu! Tapınağı gezerken etrafınızı incelerken bir yandan da bu efsaneleri dinlemek oldukça heyecan verici olacaktır.
MiLET
Didim’in sadece 3 kilometre uzağında olan Milet, zamanının en önemli filazoflarının yaşamış olduğu bir kent olarak ünlenmiştir. Kentin tarihi M.Ö 2000 yılına kadar dayanmaktadır. Kent savaşlar dolayısıyla bir çok tahribata uğramış. Persler’in kazandığı savaş sonunda yıkılan kent, Perslerin Mykela savaşında yenilmesi üzerine yeniden yapılmıştır. Oldukça büyüleyici bir yapı düzeni olan Milet’te o zamanlarda yaşamış olan ve tarihin ilk kent plancısı tarafından Hippodamos’un geometrik planı uygulanarak yapılmıştır.
Milet’te bulunan tiyatro hala gezilen bir andır. Yaklaşık 1500 kişilik olan tiyatro birçok turistin gezdiği alanlar arsında yer almaktadır. Burada bulunan bir çok eser şu anda Milet Müzesinde sergilenmektedir. Milet’i gezdikten sonra da müzeyi gezmek içinde vakit ayırırsanız oldukça farklı ve tarih dolu bir gün geçirebilirsiniz.
PRiENE
Priene “hisar yurdu” demektir. Pirene’nin en büyük özelliği 12 İyon kentinin toplantı merkezi olan “Panionion" Priene sınırları içerinde olmasıdır. Zamanında iki limanı bulunan Pirene oldukça önemli bir merkezmiş, ancak zamanla Menderes Nehri’nin körfezi doldurması ile liman şehri olmaktan çıkarak önemini kaybetmiştir. Şimdilerde ise turistlerin oldukça önem verdiği bir yer olan Priene Didim’de görülmesi gereken yerler arasında yer almaktadır.
Bafa Gölü: Didim’e 30 kilometre uzaklıkta olan Bafa Gölü, Söke Ovasının Menderes’ten gelen alüvyonlar sayesinden dolmasından dolayı Ege Denizinin bir parçası olarak kaldı. Üzerinde iki tane ada bulunan gölün etrafı zeytin ağaçlarıyla çevrilidir. Doğal güzelliğinin olmasının yanı sıra bu göl balıkçılık adına oldukça önemli bir yerdir. Burada tutulan balıkları sevimli restoranlarda tadına bakmak keyifli olacaktır. Ayrıca Bafa Gölü ve çevresi için kuş cenneti diyebiliriz. Nesli tükenmekte olan bir çok kuş çeşidine ev olmuştur. Bir yanda zeytinlikler bir yanda kuşlar böcekler, deniz, güneş.... tatilin keyfi olsa gerek!
CENNETTEN BİR KÖŞE "ALTINKUM"
Altınkum: Bu kumsalın rengini altın sarısı olmasından dolayı, bu sahillere Altımkum denilmektedir. Didim’in ve hatta Ege’nin en güzel sahillerinden bir olan Altınkum’da dilediğiniz gibi güneşin ve denizin tadını çıkarabilir, dalış yapabileceğiniz merkezlere gidebilir.
(Dalış tutkunları için bir diğer önemli nokta ise Tekağaç Burnu’dur. Burası hem su altının gizemi hem de tarihi batık bölgesi olduğu için ilgi çekicidir.)
Altınkum’un çevresinde bulunan büfelerde öğle yemeklerinizi yiyebilir geceleri düzenlenen müzikli eğlencelerde sabahlara kadar eğlenebilirsiniz. Altınum’un çevresinde bulunan bir çok otel, pansiyon ve çeşitli konaklama imkanlarıyla Altınkum tam size göre...
DİDİM'DE DAMAK TADI
Ege mutfağının vazgeçilmezi olan ve her yemeğe lezzet katan zeytinyağıdır. Didim’de Omletten sebze yenmeğine, balıktan salataya kadar her yemekte saf zeytinyağının tadını bulabilirsiniz. Unutmayın ki Ege insanlarının uzun ömürlü olması, oldukça sağlıklı ve güzel olmaları tükettikleri zeytinyağlarından dolayı olduğu söylenmektedir.
Bafa Gölü
Didim’de güneşli bir sabahta yeni bir güne merhaba derken, mükellef kahvaltı sofranızda sizi karşılayacak olan bir tabak zeytinyağına sakın şaşırmayın! bu durumda yapacağınız tek şey, çıtır çıtır ekmeğinizi zeytinyağına batırıp, afiyetle yemeğinize devam etmek olacaktır.
Tabii ki de Ege denilince akla gelen ilk yiyecek deniz ürünleridir. Didim’de de deniz ürünlerinin bolluğu sizi şaşırtmasın! Didim’de hem denizden hem de Bafa Gölü’nden tutulan çeşit çeşit balıkları afiyetle yiyebilirsiniz. Ayrıca Didim merkezde ve Bafa Gölü’nün etrafında bulunan restoranların uygun fiyatları da yemeklerinizi daha da keyifli geçirmenizi sağlayacaktır.
ALIŞVERİŞ
Evinize sağlığı taşımak için
Didim’den evinize sağlığı taşımak isterseniz, buradan zeytin ve zeytinyağı satın almalısınız. Ancak daha kalıcı ürünler satın almak isterseniz o zaman size Didim’de gezeceğiniz tarihi yerlerin minyatür birer heykellerini almanızı öneririz.
Ancak mağazalardan şık bir şeyler satın almak isterseniz bunun için Altınkum’da bulunan mağazalardan ve merkezde bulunan dükkanlardan ihtiyacınız olanbir çok şeyi satın alabilirsiniz.
Bu yöresel ürünlerin dışında bir diğer satın alacağınız şeyler kültür yuvası olan bu beldede gezeceğiniz Apollon Tapınağı, Milet gibi eserlerin minyatür kopyalarının satın almak oldukça keyif verici olacaktır. Ayrıca bu bölgede bir çok şık mağazayı da bir arada bulabilirsiniz.
DİDİM'DE EĞLENCE
Didim’de oldukça sade ve doğal bir gece hayatı vardır. Burada bulunan eğlence merkezleri genellikle otellerin ve Altınkum’un bulunduğu alanlardadır. Buralarda keyfinize ve eğlence zevkinize göre mekanlar bulabilirsiniz. İster plajda keyifli dakikalar geçirin, ister bir balık restoranında isterseniz de ir barda gönlünüzce eğlenin artık seçin size kalmış.
DİDİM’E ULAŞIM
Didim bir çok tatil beldesine yakınlığı ile ilgi çekmektedir. Yakın yerlere ister günübirlik geziler yapabilir, ister koylara tekne turu yapabilir isterseniz de bu bölgelere bir gece konaklayarak tatilinize yeni yerleri de eklemiş olursunuz. . Didim Kuşadası’na 73 kilometre Söke’ye 53 kilometre Aydın’a 106 kilometre Bodrum’a ise 110 kilometre uzaklıktadır.
Gönderen .... zaman: 11:57 1 yorum
Etiketler: antınkum, aydın, datça, davutlar, didim hotel, didim tatili, didimde tatil, fethiye hoteller, gümbet, istanbul, kaş, kemer, Kuşadası, köyceğiz, motel, pansiyon, seyahat, turizm
06.04.2008
FETHİYE
Fethiye, Güney Akdeniz’in yaz aylarında en çok tercih edilen bölgelerinden sadece bir tanesidir. Mavinin ve yeşilin her tonu ile size merhaba diyecek bu doğa harikası yer, unutulmaz tatil yaşamak isteyenlerin ilk tercihlerinden bir tanesidir.
GEZİLECEK YERLER!!!
Fethiye’de gezilebilecek bir çok farklı yer vardır. Genellikle doğa harikaları ile karşılaşabileceğiniz Fethiye’de, koylar, nehirler, şelaleler... kısacası su ile gelen doğal güzelliklere doyamayacaksınız.
Ancak Fethiye doğal güzellilerin dışında tarihi eserleriyle de gelen ziyaretçilere farklı farklı tatlar yaşatan bir yer. Kalesi, camileri, köyleri, müzeleri ile göz doldurucu mekanlara sahiptir.
Letoon: Mitolojik çağlara ait kalıntılardan ortaya çıkan tapınaklardan en önemlisi, Letoon’dur. Letton, Likya Birliği’nin dinsel merkezi kabul edilmektedir. Apollon ve Artemis’e adanmış 3 tane tapınak bulunmaktadır.
Telmessos Antik Tiyatrosu:
Antik çağlarda kalan en dikkat çekici yerlerde bir tanesi ise; Telmessos Antik Tiyatrosu’dur. Yapılan kazı çalışmalarına göre burada geçmiş zamanlarda 5000 kişi kapasiteli bir tiyatro olduğu ve arena olarak kullanıldığı düşünülmektedir.
Fethiye’de Likya dönemine ait oldukça çarpıcı eserler bulunmaktadır. Likya Kaya Mezarları oldukça çekicidir, kayaların içine gömülmüş olan bu yapı, dışarıdan bakıldığında ve içine girildiğinde farklı özellikler yakalayabileceğiniz bir yerdir.
Kelebekler Vadisi:
Fethiye’de tekne turuyla ulaşabileceğiniz bir doğa harikası da Kelebekler Vadisi'dir. Akan küçük şelalesi, kumsalı ve tabii ki de tertemiz denizi ile bir çok insan için oldukça favori mekanlar arasında yer almaktadır. Vadiye Kelebekler Vadisi'nde Temmuz ve Eylül ayları arasında Jarsey Tiger adlı kelebek türünün burada yaşamasından dolayı u vadiye Kelebekler Vadisi denmektedir.
Fethiye'nin tekne turlarıyla meşhur olmasının bir diğer nedeni ise; Fethiye’de bulunan 12 tane küçük adacıktır. Sabah erken saatlerde hareket eden teknelere binip akşama kadar o koy senin bu koy benim gezebilirsiniz. Bu tekne turlarında aynı zamanda oldukça keyifli vakit geçirebilirsiniz. Arka fonda çalan sizi keyiflendirecek bir müzik, turistlerin etrafına gülümseyerek bakınması, Fethiye açıklarında tekneden denize atlama keyfi ile tekne turu olmazsa olmazların arasında yer alıyor.
Ölüdeniz Efsanesi :
Ölüdeniz denilince akla ilk olarak Fethiye gelir, Fethiye denilince Ölüdeniz. Berrak suyu, kımıldamadan duran şeffaf suyun güzelliği ile tüm dünyanın gözbebeğidir. Ölüdeniz adına üretilen bir çok efsanede buraya ayrı bir özellik katmıştır.
Bir efsaneye göre; denizci baba-oğul derin maviliklerde yol alırken çok güçlü bir fırtına çıkmış. Fırtınadan kurtulacakları sığınabilecekleri sakin bir koy olduğunu söyleyen denizci genç, babasını bir türlü inandıramamış, aralarında müthiş bir kavga çıkmış kavga sırasında yanlışlıkla çarpan kürek darbesiyle genç çocuk denize düşmüş ve ölmüş, daha sonra babası genç denizcinin bahsettiği o sakin koyu görmüş ve oğluna inanmış ancak işten çoktan geçmiş. Diğer bir efsane göre ise; baba-oğul denize açılmışlar genç denizci, Belcekız adlı bir kıza aşık olmuş ve su almak için her fırsatta Belcekız'ı görmeye gitmiş. Bir gün babasıyla denizde ilerlerken fırtınaya tutulmuşlar. Genç denizci babasına sakin bir koydan bahsetmiş ancak, babası oğluna inanmamış, genç oğlunun aşık olduğu kızı görmek için bahane uydurduğunu zannetmiş ve çok sinirlenmiş. Bu sırada o sinirle oğlunu denize itmiş. Genç denizcinin cesedi sahile vurmuş, aşık olduğu gencin cesedini gören kız ise bu acıya dayanamayarak intihar edmiş. Genç Kızın intihar ettiği yere Belcekız, genç denizcinin öldüğü yere Ölüdeniz denir.
Fethiye’de alternatif tatil keyfi:
Fethiye’de alternatif sporların merkezi olarak bilinir. Fethiye’de ziyaretçilerin en çok ilgisini çeken aktivitelerin başında metrelerce yüksekteki dağlardan masmavi denizin üzerine doğru arkanıza rüzgarı alarak yamaç paraşütü yapmaktır. Yamaç paraşütü için Fethiye’de ders alabileceğiniz bir çok kurs bulunmaktadır. Fethiye’de yamaç paraşütünün dışında jeep safari, kano ve rafting gibi eğlenceli ve adrenali bol olan aktivitelere katılabilirsiniz.
Fethiye'de Damak Tadı:
Fethiye’de klasik Ege yemeklerinin tadına bakabilirsiniz. Zeytinyağı ile yapılan yemekler, taze meyve, sebzeler ve tabii ki de balık çeşitleri.. Fethiye’de deniz mahsulleri oldukça ucuz ürünler arasında yer aldığı burada bolca balık yiyebilirsiniz. Özellikle Fethiye katılacağınız tekne turlarında bir yandan eşsiz güzellikte olan Fethiye koylarını seyrederken bir yandan da Ege’nin enfes balıklarının tadına bakabilirsiniz.
Fethiye'de Alışveriş:
Tüm sahil yörelerinde olduğu gibi burada da turistlere yönelik bir çok değişik hediyelik eşya satan dükkanlarla karşılaşabilirsiniz. Fethiye merkez ve Barlar Sokağında eğlenceli dakikalar yaşarken kendinize ve sevdiklerinize zevkinize uygun Fethiye hatırası ürünlerden satın alabilirsiniz. Hafta’da bir kere kurulan semt pazarında da yiyecekten giyeceğe kadar her çeşit ürünü bir arada bulabilirsiniz.
Gönderen .... zaman: 04:55 1 yorum
Etiketler: antalya tatili, datça, deniz, fethiye hoteller, fethiye otelleri, fethiyede alternatif spor, fethiyede tatil, güney akdeniz tatil, kelebekler vadisi, muğla, ölüdeniz
Önceki Yazılar
Kaydol: Yazılar (Atom) HOŞGELDİNİZ
Blog Arşivi
▼ 2008 (16)
▼ Temmuz (1)
BELEK!!'
► Haziran (1)
"ADALAR"----İSTANBUL
► Mayıs (2)
DATÇA!!!
ASSOS (Tarihte Yolculuk)
► Nisan (3)
Rumbo de BARCELONA
DİDİM!!!
FETHİYE
► Mart (2)
ANTALYA'DA TATİL!!!!!
KUŞADASI'NA HOŞGELDİNİZ!!!
► Şubat (1)
KUZEY EGENİN İNCİSİ "DİKİLİ"
► Ocak (6)
"AYVALIK" Gün Batımı Burda İzlenir
"AYVALIK" GEZİLECEK TARİHİ YERLER
AYVALIK
Rüzgarın Oyun Bahçesi Çeşme-ALAÇATI
FOÇA(En Gözde Tatil Beldesi Olmaya Aday)
Bodrum Bodrum!!!!
Didim’de bulunan bu tapınak dünyanın en önemli 3. tapınağıdır. M.Ö Zeus’un oğlu olan Apollo adına Branhid kahinler için yaptırılmış. M.Ö yıllarda bir çok tahribata uğrayan tapınak en son olarak Romalılar zamanında yeniden yapılmıştır. 124 sütunla çevrili olan bu yapıt bir çok bölümden oluşuyor. Tapınağın oldukça eski zamanlarda yapılmış olması kadar içinde bulunan heykeller ve eserlerde tapınağa apayrı bir özellik katmaktadır. Bu tapınağın hiçbir zaman tamamlanmamış olması da ilk olarak akıllara şu soruyu getiriyor. Tamamlanmış olsa bundan güzel olabilir miydi acaba?
Apollon tapınağının bir diğer özelliği ise, bu tapınak adına üretilen efsanelerdir. Bu efsanelerin ortaya çıkmasının en büyük nedeni ise bu tapınağın M.Ö’ki yıllarda kahinlerin yaşadığı yer olarak bilindiği için bu tapınağa ait efsanelerde oldukça ilginç doğrusu! Tapınağı gezerken etrafınızı incelerken bir yandan da bu efsaneleri dinlemek oldukça heyecan verici olacaktır
25 Haziran 2008 Çarşamba
19 Haziran 2008 Perşembe
New York

New York, Amerika Birleşik Devletleri'nin nufus bakımından en büyük kenti. Aynı isimli New York eyaleti'nde yer alır. Dünyaca önemli bir siyaset, ticaret, moda, eğlence ve finans merkezidir. Birleşmiş Milletler Genel Konseyi binası bu kenttedir. Fakir semtlerinde ise çok sayıda işsiz ve evsiz yaşar.8,1 milyon olan kent nüfusu, 800 km²'lik bir alanda yaşamaktadır. Çevre banliyöleriyle birlikte New York metropolitan bölgesi 21 milyonluk nufusa sahiptir ve dünyanın en kalabalık yerleşim bölgelerinden birini oluşturur.New York, bir göçmen kentidir. Kentte yaşayan her üç kişiden biri ABD dışında bir ülke doğumludur, İngilizce çeşitli aksanlarla konuşulur. Kentte İngilizce’nin yanı sıra İspanyolca, Little Italy (Küçük İtalya) semtinde İtalyanca, China Town’da (Çin mahallesi) Çince konuşulur. Kent beş bölüme ayrılmıştır: Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island. Özgürlük heykeli, Empire State Binası, Central Park ve Times Meydanı, Modern Sanat Müzesi, Guggenheim Müzesi ve Modern Tarih Müzeleri şehrin ilgi çekici mekanlarıdır. Gökdelenleri, caddeleri, lokantaları, alışveriş merkezleri ve insanlarıyla, New York turistleri cezbetmektedir
MADRİD

Şehir Hakkında BilgiMadrid, İspanya'nın başkenti ve Madrid ilinin yönetim merkezidir. İber Yarımadası'nın orta kesiminde yer alır.Zengin tarihi mirasının yanısıra canlı bir kültür ve sanat merkezi olarak da önem taşır. Gelişmesi ve ülke ekonomisinde ağırlıklı bir rol kazanması yakın tarihe rastlar. Metropolitan alanın yüzölçümü 1020 km² olup nüfusu 3 milyonu aşkındır.Avrupa'nın en yüksek başkentlerinden biri olan Madrid, Orta Plato'nun dalgalı bir platosunda 635 m yükseklikte yer alır. Yüksek konumu ve hava kütlelerinin etkisine açık olması sebebiyle ani sıcaklık değişiklikleri sık görülür. Yaz ayları boğucu olup sıcaklık bazan 38°C'ye kadar ulaşır. Yıllık ortalama sıcaklık 5-24°C arasında değişir.Madrid'in idari hizmetleri, bankacılık ve sigortacılığa dayanan ekonomisine, ulaşım ağının merkezi olması ve turizmden kaynaklanan gelirler de önemli katkıda bulunur. İkinci Dünya Savaşından sonra sanayi gelişmiş, imalat sektörünün de ağırlığı artmıştır. Başlıca sanayi mamulleri arasında, demiryolu gereçleri ve traktör yapımı, dönüştürme metalurjisi, elektrikli gereçler yapımı, besin sanayii, tekstil, kimya, plastik maddeleri işleme, optik eşya, otomobil ve kamyon motoru yer alır.
JAPONYA
Önemli şehirleri : Tokyo, Osaka, Yokohama, Kyoto, Fukuoka, Hiroshima, Nara
Önemli adaları : Honshu, Kyushu, Hokkaido, Shikoku
Uçuş süresi :
Para birimi : Japon Yeni
Yüzölçümü : 377,873 kilometrekare
Saat farkı : 7 saat ileri (yaz saati uygulaması sırasında 6 saat)
Resmi dil : Japonca
Başkenti : Tokyo
Sıcaklık : Yaz aylarında; 38 derece, kış ayları ise oldukça soğuk geçer. Özellikle, güney kısmı kış aylarında -2,-3 derecelere kadar düşer.
Nüfus : Yaklaşık 127.333.002
Vize : Japonya, Türk vatandaşlarına 3 aydan kısa süreli ziyaretlerde vize uygulamamaktadır.
JAPON KÜLTÜRÜ
Geyşa kültürü: Günümüzde kelime olarak biraz çarptırılmış olsa da, geyşalık Japonlara atalarından, 11. yüzyıldan kalmış olan bir sanattır. Geyşalık; oturma, kalkma, sanatın bir çok dalıyla uğraşma, dans etme, güzel konuşma gibi sıkı disiplin gerektiren çeşitli eğitimlerin sonucunda kademe kademe edinilen bir mertebedir.
Origami: (Kağıt katlama sanatı) Japonya'da dikkat çeken özelliklerden biriside, kağıt katlama sanatıdır. Özellikle turna kuşu şeklinin uğur getirdiğine inanan Japonlar bu inançlarını sanata dönüştürüp, çeşitli festivaller ve törenlerle Origami'yi bir görsel şölene çevirmeyi başarmışlardır.
Bonsai- İkebana: Bonsai, "saksıdaki ağaç", İkebana ise; "yaşayan çiçek" anlamına gelir. Her ikisi de Minyatür ağaç sanatıdır. Japonların modern bir hayat içinde yaşayarak, doğaya olan saygılarını simgelemektedir. Bonsai ve İkebana, ikisi de özel yetiştirilen minyatür ağaçların, dallarının birbirine uyumlu bir şekilde kesilmesi ile ortaya çıkan sanat eserleri konumunda canlı bitkilerdir.
Banruki: (Japon kukla sanatı) Neredeyse yarım insan boyutunda olan kuklalarla, tiyatro sahnelerinde genellikle sosyal içerikli konular işlenir.
Kabuki: Geleneksel Japon dramasıdır. Kıyafetler, renkli dekorasyonlar içinde sergilenen bu sanat dalının konuları, tarihsel ve melodramatik olur.
NEREYİ GEZSEK?
Her özelliği ile size çok farklı hayatlar yaşatacak bir ülke; teknolojinin merkezi, uzay üssü gibi ulaşım olanakları, kimono, gelenek görenekleri, yemekleri, yaşadıkları evleri, geyşalık sanatı, Bonsai, Japon bebekleri ve daha bir çok özelliği ile, Japonya gezinizde bu güzelliklerin hepsini keşfetmeye vakit bulmanız dileğiyle...
BAŞKENT: TOKYO
Tokyo'da çok fazla Japon kültürünü bulabilmeniz mümkün değil! Japon kültürünün incelikleri dışında, gelişmiş bir teknoloji, ucu bucağı belli olmayan ulaşım olanakları, koşuşturan insanlar ve gökdelenlerle karşılaşacaksınız Tokyo'da...
Ancak bu kadar yoğun yaşanan teknolojik hayatın içinde şunu unutmayon ki! "Japonya güzelliklerini çok fazla saklayabilen bir ülke değildir" ne kadar teknoloji gelişse de tapınaklarının güzelliklerini saklayamıyorlar. Tokyo'da çok sayıda müze, tapınak ve galeriyi gezebilir, Shinjuku'de eğlenebilir, Yurakucho da alışveriş yapabilir, Asakusa da bulunan “Kannon Tapınağını” ziyaret edebilirsiniz.
Tokyo'da ışıklardan, ihtişamdan, teknolojiden ve Japonya'yı Japonya yapan otantik yapısından büyülenmek için, Yokohama ile Tokyo'yu birbirine bağlayan köprüyü özellikle gece görmelisiniz.
ŞEHİR: NARA
Japon kültürünün göbeğindesiniz. Kimonolar terlikler, küçük evler, Budizm anlayışı ve tapınaklar, hepsini Nara da bulabilirsiniz. Japonya'nın en eski tapınağı olan "Mutluluk Üreten Tapınağını", Kırmızı Tapınak, Pagoda Tapınağını, Nara Parkı'nda ki tapınakları ve parkın içinde bulunan geyiklerini görebilirsiniz.
ŞEHİR: KYOTO
Tapınaklarıyla meşhur olmuş bir şehir olan Kyoto'da en çok ilgi gören yer; bütün Kyoto'yu tepeden gören terası ile ilgi odağı olan, Kıyomızu ve "altın ev" olarak bilinen tapınaktır.
ŞEHİR: OSAKA
Tokyo gibi metropoliten bir şehirdir. Japonya'ya gelen bir çok turistin alışveriş yapmak için bu şehri seçmesi ile ünlenmiştir. Osaka; Japon kültürü adına, Nara ile Tokyo arasında kalmış denebilir, Nara kadar mistik bir havası yok, Tokyo kadar Avrupai değil. Tam ikisinin ortasında kalmış bir şehir. Osaka, alışveriş olanakları ile modernleşirken, 14. yüzyıldan kalma Himeji Kalesiyle de Japon kültürü yaşanmaktadır.
NE YESEK?
Tabiiki de sushi; çiğ balık denebilir, ama basit bir çiğ balık deyip geçmemek lazım. Sushi'nin pirinçli, avokadolu, karidesli gibi birçok çeşidi bulunuyor. Japon mutfağının sadece sushi'den oluştuğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz demektir.
"Sashimi" Sushi benzerinde bir yemek, tek farkı içinde pirinç olmaması ve soya sosu konularak yenmesidir.
Japonya'nın Türk yemeklerine benzeyen lezzetleri de yok değil.
"Gyoza" Mantı tarzında bir yemektir.
"Gohan" Pirinç pilavı benzerinde bir yemek sadece tuzsuz (shio) denebilir. Japon yemekleri hakkında ufak bir ayrıntı; bu ülkede restoranlarda tuz bulma konusunda zorlanabilirsiniz.
Tabii ki de Japon yemeklerinden hoşlanmazsanız Japonya gibi ziyaretçi akının uğrayan bir ülkede her tarzda yemeği bulabileceğiniz bir çok seçkin restoran bulabilirsiniz.
NE ALSAK?
Alışveriş için Tokyo'yu ve Osaka’yı seçebilirsiniz. Büyük alışveriş merkezleri ve birçok ünlü butik bu şehirlerde yer alıyor. Teknolojinin merkezine gelip de elektronik aletler almamak olmaz. Aradıklarınızı genellikle Tokyo'da ki büyük alışveriş merkezlerinde bulabilirsiniz.
Ancak alışveriş yaparken Japonya’nın ve özellikle Tokyo'nun çok pahalı bir şehir olduğunu unutmayın.
Kimono: Japon kültürünün en belirgin özelliklerinden birisi de kimonodur. Renkli, desenli ve hepsi sanki birer tabloymuş gibi görüntüsü ile herkesin çok beğendiği bir kıyafettir. Kimonolar sadece özel günlerde ve “İkebana”(çiçek düzenleme sanatı) denilen günlerde giyiliyor. Japonya gezinizin ardından kendinize ve sevdiklerinize armağan olacak en güzel hediye, kimono olacaktır.
EĞLENCE ZAMANI
Japonya'da tamamen farklı tarzları yaşayabileceğiniz bir eğlence kültürü vardır. Bunraku, Kabuki gibi geleneksel sanatları artık sadece Tokyo Ulusal Tiyatrosu'nda devam etmektedir. Modern eğlence anlayışını ise, Tokyo gibi metropol şehirlerde bulabilirsiniz, barlarda, restoranlarda eğlenebilir ya da Japonya'nın kumarhanelerinde paçinko oynayabilir, kareoke barlarda şarkılar söyleyebilir, ve tabii ki de Japonya'nın geleneksel içkisi saki içebilirsiniz.
ŞEHİR İÇİ ULAŞIM
Ulaşım konusunda Japonya hakkında çok fazla bir şeyden bahsetmenin gereği yok. Özellikle tren sistemleri o kadar çok gelişmiş ki "bu kadar da olmaz" diyerek hayretler içinde kalabilirsiniz. Uzay mekiğini andıran ulaşım sistemi ile gideceğiniz yere en kısa sürede ve rahat bir şekilde ulaşabilirsiniz. Bu arada, Japonya'da trafiğin "soldan" olduğunu da unutmayınız.
İç: Sado ve çay törenlerinde O-cha (yeşil çay) iç.
Gör: Tokyo kulesini gör.
Gez: Kanon tapınağını gez.
Eğlen: Kareoke barlarda eğlen.
Unutma: Japonya'da yemeklere tuz konulmadığını unutma.
Satın al: Kimono ve setta (parmak arası terlik) al.
Dikkat et: Çok pahalı bir ülke ne kadar para harcadığına dikkat et.
Önemli adaları : Honshu, Kyushu, Hokkaido, Shikoku
Uçuş süresi :
Para birimi : Japon Yeni
Yüzölçümü : 377,873 kilometrekare
Saat farkı : 7 saat ileri (yaz saati uygulaması sırasında 6 saat)
Resmi dil : Japonca
Başkenti : Tokyo
Sıcaklık : Yaz aylarında; 38 derece, kış ayları ise oldukça soğuk geçer. Özellikle, güney kısmı kış aylarında -2,-3 derecelere kadar düşer.
Nüfus : Yaklaşık 127.333.002
Vize : Japonya, Türk vatandaşlarına 3 aydan kısa süreli ziyaretlerde vize uygulamamaktadır.
JAPON KÜLTÜRÜ
Geyşa kültürü: Günümüzde kelime olarak biraz çarptırılmış olsa da, geyşalık Japonlara atalarından, 11. yüzyıldan kalmış olan bir sanattır. Geyşalık; oturma, kalkma, sanatın bir çok dalıyla uğraşma, dans etme, güzel konuşma gibi sıkı disiplin gerektiren çeşitli eğitimlerin sonucunda kademe kademe edinilen bir mertebedir.
Origami: (Kağıt katlama sanatı) Japonya'da dikkat çeken özelliklerden biriside, kağıt katlama sanatıdır. Özellikle turna kuşu şeklinin uğur getirdiğine inanan Japonlar bu inançlarını sanata dönüştürüp, çeşitli festivaller ve törenlerle Origami'yi bir görsel şölene çevirmeyi başarmışlardır.
Bonsai- İkebana: Bonsai, "saksıdaki ağaç", İkebana ise; "yaşayan çiçek" anlamına gelir. Her ikisi de Minyatür ağaç sanatıdır. Japonların modern bir hayat içinde yaşayarak, doğaya olan saygılarını simgelemektedir. Bonsai ve İkebana, ikisi de özel yetiştirilen minyatür ağaçların, dallarının birbirine uyumlu bir şekilde kesilmesi ile ortaya çıkan sanat eserleri konumunda canlı bitkilerdir.
Banruki: (Japon kukla sanatı) Neredeyse yarım insan boyutunda olan kuklalarla, tiyatro sahnelerinde genellikle sosyal içerikli konular işlenir.
Kabuki: Geleneksel Japon dramasıdır. Kıyafetler, renkli dekorasyonlar içinde sergilenen bu sanat dalının konuları, tarihsel ve melodramatik olur.
NEREYİ GEZSEK?
Her özelliği ile size çok farklı hayatlar yaşatacak bir ülke; teknolojinin merkezi, uzay üssü gibi ulaşım olanakları, kimono, gelenek görenekleri, yemekleri, yaşadıkları evleri, geyşalık sanatı, Bonsai, Japon bebekleri ve daha bir çok özelliği ile, Japonya gezinizde bu güzelliklerin hepsini keşfetmeye vakit bulmanız dileğiyle...
BAŞKENT: TOKYO
Tokyo'da çok fazla Japon kültürünü bulabilmeniz mümkün değil! Japon kültürünün incelikleri dışında, gelişmiş bir teknoloji, ucu bucağı belli olmayan ulaşım olanakları, koşuşturan insanlar ve gökdelenlerle karşılaşacaksınız Tokyo'da...
Ancak bu kadar yoğun yaşanan teknolojik hayatın içinde şunu unutmayon ki! "Japonya güzelliklerini çok fazla saklayabilen bir ülke değildir" ne kadar teknoloji gelişse de tapınaklarının güzelliklerini saklayamıyorlar. Tokyo'da çok sayıda müze, tapınak ve galeriyi gezebilir, Shinjuku'de eğlenebilir, Yurakucho da alışveriş yapabilir, Asakusa da bulunan “Kannon Tapınağını” ziyaret edebilirsiniz.
Tokyo'da ışıklardan, ihtişamdan, teknolojiden ve Japonya'yı Japonya yapan otantik yapısından büyülenmek için, Yokohama ile Tokyo'yu birbirine bağlayan köprüyü özellikle gece görmelisiniz.
ŞEHİR: NARA
Japon kültürünün göbeğindesiniz. Kimonolar terlikler, küçük evler, Budizm anlayışı ve tapınaklar, hepsini Nara da bulabilirsiniz. Japonya'nın en eski tapınağı olan "Mutluluk Üreten Tapınağını", Kırmızı Tapınak, Pagoda Tapınağını, Nara Parkı'nda ki tapınakları ve parkın içinde bulunan geyiklerini görebilirsiniz.
ŞEHİR: KYOTO
Tapınaklarıyla meşhur olmuş bir şehir olan Kyoto'da en çok ilgi gören yer; bütün Kyoto'yu tepeden gören terası ile ilgi odağı olan, Kıyomızu ve "altın ev" olarak bilinen tapınaktır.
ŞEHİR: OSAKA
Tokyo gibi metropoliten bir şehirdir. Japonya'ya gelen bir çok turistin alışveriş yapmak için bu şehri seçmesi ile ünlenmiştir. Osaka; Japon kültürü adına, Nara ile Tokyo arasında kalmış denebilir, Nara kadar mistik bir havası yok, Tokyo kadar Avrupai değil. Tam ikisinin ortasında kalmış bir şehir. Osaka, alışveriş olanakları ile modernleşirken, 14. yüzyıldan kalma Himeji Kalesiyle de Japon kültürü yaşanmaktadır.
NE YESEK?
Tabiiki de sushi; çiğ balık denebilir, ama basit bir çiğ balık deyip geçmemek lazım. Sushi'nin pirinçli, avokadolu, karidesli gibi birçok çeşidi bulunuyor. Japon mutfağının sadece sushi'den oluştuğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz demektir.
"Sashimi" Sushi benzerinde bir yemek, tek farkı içinde pirinç olmaması ve soya sosu konularak yenmesidir.
Japonya'nın Türk yemeklerine benzeyen lezzetleri de yok değil.
"Gyoza" Mantı tarzında bir yemektir.
"Gohan" Pirinç pilavı benzerinde bir yemek sadece tuzsuz (shio) denebilir. Japon yemekleri hakkında ufak bir ayrıntı; bu ülkede restoranlarda tuz bulma konusunda zorlanabilirsiniz.
Tabii ki de Japon yemeklerinden hoşlanmazsanız Japonya gibi ziyaretçi akının uğrayan bir ülkede her tarzda yemeği bulabileceğiniz bir çok seçkin restoran bulabilirsiniz.
NE ALSAK?
Alışveriş için Tokyo'yu ve Osaka’yı seçebilirsiniz. Büyük alışveriş merkezleri ve birçok ünlü butik bu şehirlerde yer alıyor. Teknolojinin merkezine gelip de elektronik aletler almamak olmaz. Aradıklarınızı genellikle Tokyo'da ki büyük alışveriş merkezlerinde bulabilirsiniz.
Ancak alışveriş yaparken Japonya’nın ve özellikle Tokyo'nun çok pahalı bir şehir olduğunu unutmayın.
Kimono: Japon kültürünün en belirgin özelliklerinden birisi de kimonodur. Renkli, desenli ve hepsi sanki birer tabloymuş gibi görüntüsü ile herkesin çok beğendiği bir kıyafettir. Kimonolar sadece özel günlerde ve “İkebana”(çiçek düzenleme sanatı) denilen günlerde giyiliyor. Japonya gezinizin ardından kendinize ve sevdiklerinize armağan olacak en güzel hediye, kimono olacaktır.
EĞLENCE ZAMANI
Japonya'da tamamen farklı tarzları yaşayabileceğiniz bir eğlence kültürü vardır. Bunraku, Kabuki gibi geleneksel sanatları artık sadece Tokyo Ulusal Tiyatrosu'nda devam etmektedir. Modern eğlence anlayışını ise, Tokyo gibi metropol şehirlerde bulabilirsiniz, barlarda, restoranlarda eğlenebilir ya da Japonya'nın kumarhanelerinde paçinko oynayabilir, kareoke barlarda şarkılar söyleyebilir, ve tabii ki de Japonya'nın geleneksel içkisi saki içebilirsiniz.
ŞEHİR İÇİ ULAŞIM
Ulaşım konusunda Japonya hakkında çok fazla bir şeyden bahsetmenin gereği yok. Özellikle tren sistemleri o kadar çok gelişmiş ki "bu kadar da olmaz" diyerek hayretler içinde kalabilirsiniz. Uzay mekiğini andıran ulaşım sistemi ile gideceğiniz yere en kısa sürede ve rahat bir şekilde ulaşabilirsiniz. Bu arada, Japonya'da trafiğin "soldan" olduğunu da unutmayınız.
İç: Sado ve çay törenlerinde O-cha (yeşil çay) iç.
Gör: Tokyo kulesini gör.
Gez: Kanon tapınağını gez.
Eğlen: Kareoke barlarda eğlen.
Unutma: Japonya'da yemeklere tuz konulmadığını unutma.
Satın al: Kimono ve setta (parmak arası terlik) al.
Dikkat et: Çok pahalı bir ülke ne kadar para harcadığına dikkat et.
18 Haziran 2008 Çarşamba
BERLİN
Berlin
Berlin, Almanya'nın başkenti ve en büyük şehridir.II.Dünya Savaşı öncesinde 4.3 milyon kişinin yaşadığı şehirde 2005 itibariyla 3.4 milyon kişi yaşamaktadır. Berlin, kuzey Almanya'da, Spree ve Havel nehirlerinin arasındaki kumluk bölgeye kuruludur. 1949'dan 1990'a kadar Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye ayrılmıştı. Aradaki duvara da (Berlin Duvarı) sonradan utanç duvarı denmiştir
Kasım 1989'da Doğu ve Batı kısmı ikiye ayıran duvar yıkıldıktan sonra Berlin tekrar bir bütün olmuştur. Berlin'in doğu tarafında yoğun bir restorasyon yaşanmaktadır.Kenti ikiye bölen Spree Nehri'nin, iki kıyısında, Cölln ve Berlin adlı iki balıkçı köyü olarak bölünmüş bir halde iken ilk kez 1307 yılında birleşti. Brandenburg'un (sonra Prusya'nın) başkentiydi. 18. yüzyıla kadar o kadar mühim bir şehir değildi. Ancak Prusya'nın güçlenmesi sürecinde kuzey Almanya, sonra Avrupa'nn bir siyasi, iktisadi ve kültürel merkezi oldu. 1871 yılında Alman İmaparatorluğu'na bağlandı, Hitler zamanında harabeye döndü, müttefik devletler tarafından işgal edildi.İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra şehir Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye ayrılmıştır. Kentin imparatorluk merkezi Mitte'de doğuda kaldı. Berlin'i inşa eden mimar Karl Friederich Schinkel'in tasarladığı binalar, büyükelçilikler, saraylar, müzeler hep o tarafta kaldı. Türkiye'den çalınan Bergama Sunağı'nın sergilendiği dünyanın en önemli müzelerinden biri olan Bergama Müzesi , Cölln ile Berlin'i birleştiren anlaşmanın yapıldığı St. Nicholas Kilisesi de Doğu Berlin'de kaldı. Kent tekrar birleştiğinde Berlin her şeyin çiftine sahip oldu. İki parlamento binası, iki büyük üniversite, iki büyük havaalanı, iki kent merkezi ve iki Mısır müzesi vardır
netten alıntıdır
Berlin, Almanya'nın başkenti ve en büyük şehridir.II.Dünya Savaşı öncesinde 4.3 milyon kişinin yaşadığı şehirde 2005 itibariyla 3.4 milyon kişi yaşamaktadır. Berlin, kuzey Almanya'da, Spree ve Havel nehirlerinin arasındaki kumluk bölgeye kuruludur. 1949'dan 1990'a kadar Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye ayrılmıştı. Aradaki duvara da (Berlin Duvarı) sonradan utanç duvarı denmiştir
Kasım 1989'da Doğu ve Batı kısmı ikiye ayıran duvar yıkıldıktan sonra Berlin tekrar bir bütün olmuştur. Berlin'in doğu tarafında yoğun bir restorasyon yaşanmaktadır.Kenti ikiye bölen Spree Nehri'nin, iki kıyısında, Cölln ve Berlin adlı iki balıkçı köyü olarak bölünmüş bir halde iken ilk kez 1307 yılında birleşti. Brandenburg'un (sonra Prusya'nın) başkentiydi. 18. yüzyıla kadar o kadar mühim bir şehir değildi. Ancak Prusya'nın güçlenmesi sürecinde kuzey Almanya, sonra Avrupa'nn bir siyasi, iktisadi ve kültürel merkezi oldu. 1871 yılında Alman İmaparatorluğu'na bağlandı, Hitler zamanında harabeye döndü, müttefik devletler tarafından işgal edildi.İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra şehir Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye ayrılmıştır. Kentin imparatorluk merkezi Mitte'de doğuda kaldı. Berlin'i inşa eden mimar Karl Friederich Schinkel'in tasarladığı binalar, büyükelçilikler, saraylar, müzeler hep o tarafta kaldı. Türkiye'den çalınan Bergama Sunağı'nın sergilendiği dünyanın en önemli müzelerinden biri olan Bergama Müzesi , Cölln ile Berlin'i birleştiren anlaşmanın yapıldığı St. Nicholas Kilisesi de Doğu Berlin'de kaldı. Kent tekrar birleştiğinde Berlin her şeyin çiftine sahip oldu. İki parlamento binası, iki büyük üniversite, iki büyük havaalanı, iki kent merkezi ve iki Mısır müzesi vardır
netten alıntıdır
16 Haziran 2008 Pazartesi
Michelangelo Hotel

1500 yılında Portekizli denizci Pedro Alvares Cabral tarafından keşfedilen Brezilya, önce bir Portekiz kolonisi iken 1822 yılında bağımsızlık ilanından sonra Brezilya İmparatorluğu ve 1889 yılında başkanlık sistemiyle yönetilen Brezilya Federe Cumhuriyeti şekline dönüştü.
Genel Bilgiler
Resmi dili Portekizce olan Brezilya’da başkan, milletvekilleri, senatörler, valiler, belediye başkanları, eyalet ve şehir meclisleri üyeleri dört senede bir yapılan seçimlerle belirlenir. 110 milyon seçmenin katıldığı 2002 yılı seçimlerinde tüm bölgelerde elektronik seçim sandıkları kullanılmıştır.
1 milyonun üzerinde nüfuslu on üç şehri olan Brezilya’nın en büyük şehirleri São Paulo (10 milyon) ve Rio de Janeiro’dur (5,6 milyon).
Kişi başına gelirin 3,060 dolar oldugu nüfusunun %81’i Katolik, %18’i Protestan, %1’i ise Müslüman ve Musevidir. Katoliklerden 20 milyon kadarı aynı zamanda Afrika kökenli dinlerin ayinlerine de gitmektedirler.
Brezilya’da 8 senelik zorunlu eğitim devlet okulları tarafından ve ücretsiz sağlanmaktadır. Buna rağmen ilk ve orta eğitim kadar yüksek eğitimde de devlet okullarının yanı sıra özel okullar da etkinlik göstermektedirler.
Beş kez dünya şampiyonu olduğu futbolun yanı sıra voleybol, basketbol, tenis, yüzme, plaj voleybolu, sörf, otomobil yarışları ve yelkencilik Brezilya’nın dünya çapında başarılar elde ettiği spor dallarıdır.
Ülke Verileri
Yüzölçümü: 8.514.876,599 km2
Nüfus: 172.600.000 GSMH: 528,5 Milyar US$
Kişi başına milli gelir: 3.060 US$ Dış borç: 223,86 Milyar US$
İhracat: 70,8 Milyar US$ İthalat: 76,1 Milyar US$
BREZİKYA TURLARI
Brezilya turunda 3 şehiri gezeceğiz. Bunlar Sao Paulo, Rio De Janeiro ve Salvador'dur. Türkiye'den Brezilya'ya uçak ile gidiş 15 dakika sürmektedir. Brezilya'daki para birimi Real'dir.
RİO DE JENERİO
Kurtarıcı İsa Heykeli ( Corcovado ): Corcovada sözcüğü "Kambur" anlamına gelmektedir. Dağın şeklinin bir kamburu andırmasından dolayı bu isim konulmuştur. Mükemmel bir Rio De Janeiro manzarasının dışında, bütün Brezilya fotoğraflarında gördüğünüz kollarını açmış Brezilya'yı seyreden Kurtarıcı İsa heykelini de yakından görme fırsatını Brezilya ziyaretinizde kaçırmayın.
Tijuca Ormanı: Brezilya merkezinde orman olmasına rağmen ya da ormanın ortasına merkez kurulmasına rağmen tropikal bir görüntüsünü kaybetmemiş bir alandır.
Kumsalları: Dünyaca ünlü plajları Brezilya'ya apayrı bir ün katmaktadır. "Ipenama" , "Leblon" , "Barra" ve "Tijuca" kumsallarında "Copacabana" , "Ipenama" Brezilya'da bulunan plajlardan sadece bir kaçıdır. Brezilya upuzun kumsalları ile sizi büyüleyecektir, fakat çok yoğun bir kalabalık yaşanan bu kumsallarda yer bulamama gibi bir problemle karşılaşabilirsiniz. Ancak kendinize bir yer bulduktan sonra, kumların üzerinde güneşlebilir, denizin keyfini çıkarabilirsiniz ya da sahillerde yapılan futbol maçlarını izleyabilir ve eğer kendinize güveniyorsanız, bir futbol maçı yaparak oldukça eğlenceli dakikalar yaşayabilirsiniz.
SALVADOR
Ülkenin kuzey doğusunda yer alan şehir "Alt Şehir" ve "Üst Şehir" adı ile iki kısma ayrılmıştır. Alt kısımda daha çok yöresel keyifler yaşanırken, üst kısım ise binalar müzeler ve kiliselerle çevrili modern yapı örneği sergilenmektedir.
SAO PAULO
São Paulo, Brezilya'nın güneydoğusunda işlek bir liman olan Santos'tan 48 km uzakta, Serra do Mar tepeleri üzerinde kuruludur. Santos'a elektrikli tren hattı ve otoyolla bağlanmıştır. Bu tepelerden doğan Tietê Irmağı kentin hemen doğusundan geçer. São Paulo bir dizi küçük kasabaya ve geniş tarım alanlarıyla otlaklara tapeden bakar. Rio de Janeiro, São Paulo'nun 355 km kuzeydoğusunda yer alır.São Paulo 1554'te Portekizli papazlarca bir Yerli yerleşim merkezi olarak kuruldu. Yerleşim yeri üç patikanın kesiştiği 800 metre yükseklikte bir tepedeydi. Kahve plantasyonlarının bölgenin başlıca zenginlik kaynağı haline geldiği 19. yüzyılda São Paulo gelişmeye başladı. Kısa süre sonra da bir sanayi, ticaret ve bankacılık merkezine dönüştü. Kent ve çevresinde İtalya, Portekiz, İspanya, Almanya ve Japonya'dan pek çok göçmen geldi. Portekizce konuşulan São Paulo'da halkın büyük bölümü Katolik'tir.Dokumacılık ürünleri, mekanik ve elektrikli gereçler, mobilya, gıda maddeleri ve ilaçtan Brezilya sanayi ürünlerinin üçte biri São Paulo'da üretilir. Kentin yakınlarındaki Cubatão'da Brezilya'nın en büyük petrol rafinerisi bulunur. São Paulo bölgesinde kahvenin yanı sıra şekerkamışı, pamuk, mısır, pirinç, fasulye ve meyve yetiştirilir. Sığır yetiştiriliciliği de yaygınlaşmaktadır. Kentte çok sayıda okul ve kütüphane bulunur. Yılanlar ve yılan sokmaları üzerinde araştırmalarıyla ünlü Butanta Enstitüsü de São Paulo'dadır.São Paulo'nun 19. yüzyıldan bu yana sürekli büyümesi gecekondulaşmayı da beraberinde getirdi. Milyonlarca insan kentin çevresinde, sağlıksız barınaklarda yaşamaya başladı. Çevre kirliliği ciddi boyutlara ulaştı. Kent içi ulaşım önemli bir sorum oldu. Durmadan yeni yolların yapıldığı ve gökdelenlerin yükseldiği São Paulo, "Güney Amerika'nın Chicago'su" olarak nitenlendirilir.
RIO KARNAVALI
Rio ismi karnavalın yapıldığı şehir olan Brezilya’nın en büyün şehirlerinden biri olan Rio De Janeiro’dan alıyor ismini. Sambasıyla, plajlarıyla, güzel kızlarıyla ve hani şu Corcovado dağının tepesindeki ünlü 38m’lik dev İsa heykeliyle ünlü olan şehir burası. Sao Paolo’dan sonra Brezilya’nın ikinci büyük şehri ve yaklaşık 6 milyonluk nüfusa sahip. Rio Karnavalı ise genellikle Şubat ayına rastlayan, 4 gün boyunca süren bir sınırsız eğlence etkinliği. Karnaval boyunca dünyanın dört bir yanından eğlenmeye meraklı binlerce kişi Rio’ya akın ediyor. Öyle ki ortalama 3 bin - 5 bin arası yarışmacının katıldığı yarışmayı canlı izlemek için sadece Karnaval alanına 150 bin kişi geliyor. Bu sayıya TV başındaki izleyicileri de eklersek ortaya çıkan rakam gerçekten de inanılmaz oluyor. Şubat dedik ama Brezilya’nın Güney Yarım Küre’de olduğunu hesaba katarsak Şubat ayının en sıcak ay olduğunu görürüz.
Karnaval tarihi Paskalya’ya göre değişiyor. Paskalya tarihi her yıl değiştiğinden karnaval tarihi de değişiyor; her yıl Paskalya’dan 7 hafta önce düzenleniyor. Geleneksel olarak Cumartesi, Pazar, Pazartesi ve Salı günleri yapılıyor. Bu dört günün iki günü 14 samba okulunun yarışmasıyla geçiyor ve festival alanı rengarenk görüntülere sahne alıyor.
Rio’da düzenlenen karnaval kayıtlarına ilk olarak 1723 yılında rastlanmış. O zamanlar Portekiz adalarından Brezilya’ya göçenler Entrudo isimli bir eğlence getirmişler Brezilya’ya. Amaç bir yerde meydanda toplanan insanların birbirlerine su ve kireç tozu atarak eğlenmeleriymiş. Daha sonra 19.yy ortalarında yine bir Portekizli olan José Nogueira de Azevedo Pazartesi günleri arkadaşlarını toplayıp caddelerde davul, tef gibi aletler çalarak eğlenceler düzenlemeye başlamış, buna da Zé Pereira ismini vermişler. 1885 yılında ise Grandes Sociedades isimli yeni bir karnaval yapılmış ve imparator da dahil 80 kişilik aristokrat grubu da bu eğlenceye katılmış. Değişik kostümler ve maskeler takan grup çiçeklerle ve müzik eşliğinde sokaklarda yürümüş. Ardından 1870 yılında Cordão Carnavalesco isimli bugünküne daha yakın bir karnaval yapılmış. Bunda kral, kraliçe, cadı, köylü ve cadı kostümleri gibi kıyafetler giyen insanlar büründükleri karakterler gibi performanslar sunarak karnavala renk katılmasını sağlamışlar. Daha sonra sponsorluklar, orkestralar ve koroların da katılımı sayesinde eğlence giderek büyümüş ve bugünkü Rio Karnavalı böylece oluşmuş. 2. Dünya Savaşı esnasında her ne kadar festival yapılmasa da savaşın sonlanmasıyla birlikte tekrar festival başlamış ve içine yarışma da katılarak bildiğimiz Rio ortaya çıkmış.
Bu Brezilyalılar da ne ilginç insanlar diyeceksin sanki. Sokaklara dökül, saatlerce ağır kostümler altında dans et, çığlık çığlığa bağır! Birçoğumuz diyecek ki bu ne büyük işkence. Ama gel gör ki samba ruhu bu, insanın kanı kaynıyor; TV başında izlerken bile canı ortalığa çıkıp deli gibi dans etmek istiyor. Bir de oradaki atmosferi düşün. Sokaklar cıvıl cıvıl, bütün caddeler gökkuşağı gibi, her yerden farklı bir müzik yükseliyor. Vallahi şundan eminim sen de orada olsan yerinde duramaz sabaha kadar dans ederdin!
Fakat bu samba başka samba. Eğlenme amacının dışında bir amacı daha var: yarışmak. Karnavalda gördüğün figürler, dekorlar ve kostümler hepsi eğlenmenin dışında yarışmada en iyi samba okulu olabilmek amacına da hizmet ediyor. Karnavala katılan yarışmacılar 14 okul içinde en iyisi olabilmek için bütün enerjilerini harcarlar. Rio de Janeiro’da birçok samba okulu vardır. Bunlar samba öğretmezler, sadece samba severlerin oluşturduğu topluluklardır. Belirli aralıklarla toplanıp dans geceleri düzenlerler ve üyeler birbirleriyle kaynaşmayı amaçlarlar. Rio Karnavalı’na 3 bin – 5 bin arası üyeyle katıldıklarını hesaba kattığımızda bunların ne denli büyük topluluklar olduğunu da anlarız.
Karnavalın iki gününde 14 samba okulu geçişe katılır. Gruplar ikiye ayrılır ve bir günde 7 grup Sambodrome’da geçiş yapar. Akşam 9’da başlayan geçişler sabah 6, 7’ye kadar devam edebilir. Bir gurubun geçişi ortalama 70 dakika sürer. Okullar bir konu seçerler ve kostümleriyle, müzikleriyle, dekorlarıyla ve figürleriyle bu konuyu yansıtırlar. Bunu en iyi yapan grup jüri değerlendirmesi sonucu birinci olur. Birinci olan okul para ödülünün sahibi olur ve en iyi samba okulu unvanı alır. İşte bir samba festivali de böyle sonuçlanır, doyumsuz eğlenceye, renkli görüntülere ve uykusuz gecelere bir sonraki yıl tekrar yaşanmak üzere veda edilir.
2014 yılına kadar Rio Karnavalı takvimi:
2008 › 2, 3, 4, 5 Şubat
2009 › 21, 22, 23, 24 Şubat
2010 › 13, 14, 15, 16 Şubat
2011 › 5, 6, 7, 8 Mart
2012 › 18, 19, 20, 21 Şubat
2013 › 9, 10, 11, 12 Şubat
2014 › 1, 2, 3, 4 Mart
http://www.brezilya.web.tr/images/samba-3.jpg
BARCELONA

Dokuzuncu yüzyılda , İspanya kurulmadan yüzlerce yıl önce Barselona Katalan bir asilzade aile tarafından kurulmuştu. Kendi dilleri, gelenekleri ve kültürleri olan bu imparatorluk Sicilya ve Sardinya adalarını da içine alıyordu. 1939'a kadar varlığını sürdüren imparatorluk birinci dünya savaşından sonra egemenliğini kaybetti. İspanya 'nın faşist diktatörü Fransico Franco' nun 1975 yılındaki ölümünden sonra, Barselona İspanya 'nın içinde sanki ayrı bir ülke kimliğine büründü...Sardinya halkının dansı özgürlüğün dansı olmuştu artık. Küçük adımlarla birbirine halka olmuş insanların romantik, ritmik, kibar dansı. İsteyen herkesin katılabildiği danslarda her yastan her milliyetten insan görmek olasıdır.Katalan 'ların bayındırlık sürdüğü 1830'lu yıllarda Barri Gotic bölgesinde, ortaçağ sınırlarından ayrılarak yeni Barselona vizyonuyla zengin kentsoylu bir toplumun ilk tohumları atılmıştı.1950'lili yıllarda ise şehri çevreleyen duvarların bir çoğu yıkılarak yerine Ildefons Cerda tarafindan eski şehrin etrafına hızla yayılan bitkilerle çevrildi. Bu şehrin sokaklarında ızgara sistemine geçilmesiyle birlikte tam olarak Rönesans başlamış oldu.Bu dönemin zengin ve yetenekli mimarlardan arasında Antonio Gaudi, Domenech-i Montaner, Puig-i Cadafalch, Jujol ve Valeri'yi sayabiliriz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


