5 Temmuz 2008 Cumartesi

MİGREN


Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamiyle normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir. Eskiden "sadece bir baş ağrısı tipi" olarak görülen migren, artık başlı başına bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir.
Migren ağrısı genellikle orta şiddette ya da şiddetlidir ve kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı ya da nabızla birlikte atan şekilde hissedilebilir ve başın tek bir yanında yerleşebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.
Migren kadınlarda erkeklerden daha sık görülür; kadınlarda %18.6 ve erkeklerde %6.5 oranında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bir hekim tarafından tanı konulmamış olan migren hastası oranının kadın hastalarda %59'a, erkeklerde ise %70'e ulaştığı gözlenmiştir.
Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, sadece karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da günlük yaşantıyı aksatır. Oysa ki migren ilaçla tedavi edilebilir. Günümüzde migreni önleyen ya da tedavi eden çok sayıda ilaç bulunmaktadır.
Migrenin Nedeni Nedir?
Migrenin neden ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Migrenin beyindeki kan damarları ve elektriksel sinir uyarısını ileten kimyasal maddelerdeki değişikliklere bağlı olduğu düşünülmektedir, ancak bu değişikliklerin neden oluştuğu konusunda araştırmalar halen sürmektedir. Migren gelişme eğiliminin kalıtımla geçip geçmediğini bilmiyoruz. Çalışmalara göre, eğer anne-babadan birinde migren varsa, çocukta da olma olasılığı %40'tır. Eğer her ikisinde de migren varsa, çocukta da %75 olasılıkla migren görülecektir. Tek yumurta ikizlerinde çift yumurta ikizlerine göre migrene yatkınlık daha fazladır.
Birçok kadında adet kanamasından hemen önce östrojen hormonu düzeylerinin azalması migren ağrısına yol açabilir.
Birçok faktör migreni başlatabilir. Bu tetikleyici faktörlere karşı duyarlı olan kişiler, bu faktörlerden uzak durarak migrenin getirdiği kısıtlamalardan büyük ölçüde kurtulabilirler.
Migreni Tetikleyen Faktörler
Yiyecekler:Eski peynir, çerez, çikolata, yoğurt, soğan, incir, karaciğer, kafeinli yiyecekler, monosodyum glutamat (MSG), tütsülenmiş (füme) ya da salamura balık/et, koruyucu madde olarak nitrat/nitrit eklenmiş gıdalar (sosisli sandviç, sucuk, salam)
İçecekler:Kahve, çay, kafeinli meşrubatlar, diyet soda, alkollü içkiler (özelikle kırmızı şarap, bira, viski)
Katkı maddeleri:Sodyum nitrit (sosisli sandviç, işlenmiş etler), monosodyum glutamat (MSG) (Çin yemekleri ve birçok restoran yemekleri), aspartam (sakızlar, diyet içecekler, et, süt, yumurta ve birçok protein içeren besinde aspartam vardır), tiramin (eski peynir, kırmızı şarap, bakla, salamura edilmiş veya işlenmiş yiyecekler), fenolik flavonoidler (elma, kabuksuz meyvalar, üzüm)
İlaçlar:Antibiyotikler (tetrasiklin, griseofulvin), antihipertansifler (nifedipin, kaptopril), hormonlar (oral kontraseptifler, östrojenler), histamin-2 blokerleri (simetidin, ranitidin), vazodilatörler (nitrogliserin, izosorbid dinitrat)
Duyusal ve Duygusal Uyaranlar:Titreşen/parlak/fluoresan ışıklar, parlak gün ışığı, kokular (parfüm, kimyasal maddeler, sigara), endişe, aşırı üzülmek veya aşırı sevinmek, depresyon, aşırı heyecan, stresten veya baskıdan kurtulma
Yaşam Tarzı Değişiklikleri:Zaman farkı, çok fazla ya da az uyumak, aç kalmak, kafeinsiz kalmak, aşırı egzersiz yapma, fiziksel veya zihinsel yorgunluk, öne eğilmek (örn. bahçe işleri yaparken), ağırlık kaldırmak veya zorlanmak, rutin yaşam biçiminde değişiklik (örn. vardiya çalışması veya tatiller), çok fazla veya çok az uyku, alerji, cinsel yönden uyarılma, sigara.
Diğerleri:Adet dönemi, hava/mevsim/barometrik basınç değişiklikleri, deniz seviyesinden çok yukarıda bulunmak
Migreninizi hangi faktörlerin tetiklediğini bilmeniz önemlidir. Bunun için atak geldiği sırada neler yiyip içtiğinizi düşünebilirsiniz. Bunun için bir migren günlüğü tutmak uygun olabilir.
Bu günlükte, "Olası tetikleyiciler" kısmına en son aktivitelerinizi, diyet, stres ve ilaçları yazın. Bunlar sizin neyin migrene yol açtığını anlamanıza yardım edecektir. Böylece hem nelerden uzak durmanız gerektiğini görür, hem de bu günlüğü doktorunuza gösterebilirsiniz.
Migrenin Belirtileri Nelerdir?
Başlangıçta bir baş ağrısının migren mi, yoksa "sıradan" bir baş ağrısı mı olduğunu söylemek zor olabilir. Migren ataklarını diğer baş ağrılarından ayırabilen özellikleri şunlardır:
· Orta şiddette ya da şiddetli ağrı· Bulantının eşlik etmesi· Kusmanın eşlik etmesi · Işığa ve sese duyarlılık (bazen kokuya duyarlılık) · Zonklayıcı, nabız gibi atan ağrı · Ağrı asıl olarak tek taraflıdır · Ağrı hareketle artar
Bazı kişilerde migren ağrısından önce 10-30 dakika sürebilen bir aura dönemi olur. Aura parlak ışık çakmaları, titrek, renkli zikzak çizgiler, kör noktalar ya da bir tarafta görme kaybı gibi görsel değişiklikleri içerebilir. Aura ayrıca kollar veya bacaklarda karıncalanma ya da uyuşmayı veya baş dönmesini de içerebilir. Auranın nedeni hala bilinmemektedir.
Belirtilerinizin başka bir fiziksel sorundan değil migrenden kaynaklandığından emin olmak için, doktora gitmelisiniz. Belirtilerinizi gözden geçirdikten ve sizi muayene ettikten sonra doktorunuz migren olduğunuzu söyleyecek ya da diğer olasılıkları ekarte etmek için ileri testler isteyecektir.
Migren Nasıl Tedavi Edilir?
Günümüzde, devam eden araştırmalar sayesinde hekimler migren hakkında daha fazla şey biliyor ve migreni önlemek ya da tedavi etmek için daha fazla seçenek bulunuyor. Çok sık atak geçiren migren hastaları için hekimler sıklıkla önleyici ilaç tedavisini tercih etmektedir. Tedaviler hekimlerin önerdiği şekilde uygulanınca atakların sıklığı ve şiddeti azalabilmektedir. Ayrıca migrenin ilaç dışı tedavi yolları da ilaç tedavisine destek olarak kullanılmaktadır.
Migren günlük hayatınızı engelleyebilir; çalışmayı, aile hayatını veya hobileri olumsuz yönde etkileyebilir. Migrenin neden olduğu tüm güçlükleri gözden geçirin ve doktorunuzla konuşun, böylece migreniniz için en doğru olanı yapabilirsiniz.

4 Temmuz 2008 Cuma

BAKIMLI SAÇLAR İÇİN PÜF NOKTALARI

Saç bakımı günümüzde başlı başına bir uzmanlık alanı ve iş alanı haline gelmiş olsa da kendi çabanızla yapabileceğiniz bazı şeyler var. İşte bunlardan bazıları...
Kuru saçlar
Kuru saçların neme ihtiyacı vardır, bu nedenle etkili bir saç kremi her şampuanın kesinlikle olmazsa olmazı. Saçınızın kökleri dışında her yanına boydan boya uygulayın. Yaklaşık üç dakika bekleyin, ardından kayganlığı gidinceye dek durulayın.
Saç maskeleri ışıltıyı artırmak için muhteşem bir çözüm, ancak saçta beş dakikadan uzun süre bekletildiği takdirde işe yarar.
Kimyasal maddeler ve saç kurutma makinesiyle aşırı derecede kurutma en aza indirilmeli. Öte yandan gölge ve renk, gereğince yapılırsa ışıltıyı ve saçın kalitesini artırabilir. Kullanılan ürünlerdeki peroksit düzeyinin de az olmasına dikkat edilmeli.
Boyamadan sonra saç renginin korunması için, daima boyalı saçlar için geliştirilen ürünler kullanılmalı. Bu ürünler alkol içermez ve pH dengesini korur, böylece saçın fazla kurumasının önüne geçilir.
İnce ve cansız saçlar
Saç serumları kırılan uçları düzleştirmede son derece işe yarar. Parmaklarınızın arasına bir damla alarak yıpranmış saç uçlarına uygulayın.
Hacimsiz saçlar çoğu zaman fazla ürünün, özellikle de saç kremlerinin kullanması sonucu ortaya çıkar. Daha hafif bir ürüne geçin ya da birkaç gün boyunca hiç kullanmayın.
Saçlara hacim ve hareket kazandırmak amacıyla, saç diplerine (geri kalan yerlere değil) köpük sıkın. Saç kurutma makinesiyle şöyle bir kurutun.
Yağlı saçlar
Saç derisinde biriken sebum adlı yağ hücrelerinin fazlalığı düzensiz şampuanlama, terleme ya da hormonal dengesizlikten kaynaklanıyor olabilir. Saç derisindeki bezlerden gelen salgılar saç tellerinin üzerini kaplar, toz ve kirler saçta toplanır, böylece saçınız yağlı, cansız ve donuk bir görünüme bürünür. Çaresi: saçınızı her gün arındırıcı bir şampuanla yıkayın. Krem içermeyen şampuanlardan kullanın.
Dalgalı saç
Saç türleri arasında en yaygın olanı budur. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 60 ı değişen oranlarda dalgalı saça sahiptir. Dalgalı saç genellikle kuru olur, bu nedenle nemlendirici içeren şampuan ve kremlere gerek vardır.
Islak saça uygulanan serumlar saç tellerini yumuşatır.
Serum ve köpükler saçtaki kıvrımları vurgular.
Saçın ıslakken düz taranması, jöle sürülmesi ve kendi kendine kurumaya bırakılması da izlenebilecek başka bir yöntemdir.
Saçla ilgili önemli ipuçları
Saçınızın sağlığını yitirecek kadar kötüleşmesine izin vermeyin. Güneşten kaçının, özellikle de saçınız boyalıysa...
Her zaman nazik şampuanlar ya da kremler kullanın. Saç tipinize ya da saçınızın durumuna uygun ürünler seçin.
Saçınızı sert havlularla kurulamak dalgaları kıvırcık hale getirebilir.
Saç tipinizden emin değilseniz kuaförünüze ya da uzman tehşhisine başvurun.
Saç kesiminin önemi
İnce telli ve düz saçlar cesaret ister
Saçınızı omuzlarınızdan aşağıya uzatmayın; zekice kesilmiş katlar saçınızı daha kalın göstererek hareket kazandırır. Yüz şeklinize uygun bir perçem de iyi fikirdir.
Kalın ve sert saçlar
En kolay saç tiipi, ama sürekli bakım ve kontrol gerektirir. Fazla kısa kesmeyin, yoksa çim adama benzersiniz.
Dalgalı saçlar
İnceden kalına doğru uzanır, bu yüzden kesim ve uzunluk tamamen yüz şekline bağlıdır. Ne kadar uzatırsanız, dalgaları o kadar azalır.
Kıvırcık saçlar
Bu saçların yapısı büyük çeşitlilik gösterir, ancak önünüzdeki seçenekler sınırlıdır. Doğal haliyle bırakın, iyi bakın ve örme, topuz gibi stil tekniklerini öğrenin ya da düz hale getirin. Bu sonuncusu kimyasal işlem gerektirdiğinden, saçınızı sağlıklı tutmak için sürekli bakım uygulamanız gerekecek. Düzleştirme işlemini profesyonellere bırakmanız en iyisi.

ALLERJİK RİNİT


Allerjik rinit, burun içinin allerjik reaksiyonudur. Mevsimsel allerjik rinite saman nezlesi de denir.


Allerjik rinit, burun ve kulaklar, sinüsler ve bogaz allerjiye neden olan maddelerle temas ettiginde olusur. Allerjiye sebep olan maddelere allerjen denir. En sik karsilasilan allerjenler polenler, küfler, toz ve hayvan tüyleridir. Bazi allerjenler sadece belli mevsimlerde olur, mesela bahar aylarindaki polenler gibi. Bazilari ise tüm yil vardirlar, örnegin ev tozlarindaki akarlar gibi.




Allerjik rinitin en sik rastlanan belirtileri,


· Burunda kasinti ve akinti·
Hapsirik·
Burunda dolgunlukve tikanikliktir.


Diger olasi belirtiler,·


Yorgunluk, halsizlik·
Bogaz yanmasi
Burun arkasinda akintidir.


Allerjiler için özel testler yapilabilir. Çogu hasta için en iyi test ciltten bakilan “prik test” denilen testtir. Bu testte cilde küçük çizikler yapilip üzerine allejenler yerlestirilip reaksiyona bakilir. Bu allerji testi olasi birçok allerjen içinde neye karsi allerjinin oldugunu gösterir.


Allerji tedavisinde ana kural allerjenden kaçinmaktir. Ev içinde havayi dezenfekte eden özel filtreler polen ve küfleri azaltacaktir. Eger polenlere allerjikseniz, polenlerin çok sik oldugu dönemlerde mümkün oldugunca disari çikmamaya çalismak ve evde havalandirma için fan kullanmamak gerekir. Yataklarin ve yastiklarin üzerine özel plastik örtüler geçirmek akarlardan koruyacaktir

3 Temmuz 2008 Perşembe

LONDON

Londra (İngilizce: London), İngiltere'nin ve Birleşik Krallık'ın başkenti. 0 derece meridyeninin geçtiği Greenwich Londra yakınlarındadır.Londra dünyanın en önemli iş ve finans merkezlerinden biridir. Yaklaşık 8 milyonluk nüfusuyla AB'nin en kalabalık kentidir. Bağlı yerleşim birimleri ile birlikte (Greater London) nüfusu 12-15 milyondur. Km²'ye 4.573 kişi düşmektedir. Avrupa'da en fazla beyaz ırk harici insanın yaşadığı şehirdir. 300'den fazla farklı dil konuşulmaktadır.Uluslararası turizmin kesişme noktasıdır. Dünyanın en kalabalık hava trafiği Londra hava trafiğidir. 5 uluslararası havaalanı bulunmaktadır. Bunların en büyüğü Heathrow'dur. Heathrow dünyanın en fazla uluslararası yolcu taşıyan havaalanıdır [1].En önemli turistik mekanları, Parlamento Binası, Tower Bridge, Tower of London(Londra Kulesi), Buckingham Sarayı, Trafalgar Meydan ve London Eye'dır (Londra Dönmedolabı). Londra, Merkez şehir (City of London) ve 32 ilçeden oluşur.Yeşili bol olan bir şehirdir. Londra'da 143 adet kayıtlı park ve bahçevardır. Thames Nehrişehri ikiye böler.

VİENNA(VİYANA)

Viyana (Almanca: Wien, Osmanlıca :Beç) Avusturya'nın başkenti ve en büyük şehri, aynı zamanda ülkenin 9 eyaletinden yüzölçümü bakımından en küçüğü. Yaklaşık 1.650.000 nüfusuyla ülkenin en kalabalık kentidir, çevre ilçeleriyle birlikte Viyana'da yaklaşık iki milyon insan yaşar, ki bu da Avusturya nüfusunun yaklaşık dörtte biridir. Nüfus bakımından Viyana Avrupa Birliği'nin en büyük onuncu kentidir. Birleşmiş Milletler bürosuyla Viyana Birleşmiş Milletlerin dört resmi merkez temsilciliğinden birine sahiptir. Kent Londra,New York, ve Paris'ten sonra iki milyon nüfusuyla dünyanın en büyük dördüncü kentiyken, Birinci Dünya Savaşı sonrasında nüfusunun dörtte birini kaybetmiştir. Hala daha Habsburg hanedanının izlerini taşıyan eski kent merkezi ve Schönbrunn Sarayı Avusturya devletinin başvurusu üzerine Birleşmiş Milletler Eğitim,Bilim ve Kültür Örgütü tarafından dünya kültür mirası olarak kabul edilmiştir. Viyana'nın sembolü olan İstefen Kilisesi şehrin merkezinde bulunur.Turistik MekanlarıSchönbrunn Sarayı: "Viyana'nın Versailles'i" da denilen köşkte 1400'den fazla oda ve birçok büyük bahçe bulunmaktadır. Hofburg'daki görkemli apartmanlara tur yapmaktansa, şehrin batısındaki bu muhteşem sarayı mutlaka görmenizi tavsiye ederiz. Özellikle odalardaki dekor görülmeye değer .İçerde aynı zamanda "Coach and Carriage Museum" adında bir müze var. Bu saraya ait parkta piknik yapmayı sakın unutmayın.Hofburg (İmparatorluk Sarayı/Cumhurbaşkanlık Köşkü):1918'e kadar Habsburg Hanedanlığına ait bir saray olan Hofburg bugünlerde büyük bir müze haline getirilmiştir.Belvedere Sarayı: Bahçeleriyle ve sanat gelerileriyle Viyana'nın en çekici yerlerinden biri.Kunsthistorisches Museum: Dünyanın en iyi sanat koleksiyonunu bulunduran müzelerden biri.Aziz Stephen Katedrali: Şehrin mutlaka ziyaret etmeniz gereken yerlerinden biri. İnanılmaz güzel Gotik mimarisi ile herkesi büyüleyen bir yapı.Opera BinasiStaatsoper (Opera Binası) Çoğu insanlara göre dünya operasının merkezi.Secession Jugendstil :bir sanat evi.Karl Kilisesi: bulunan barok tarzda bir kilisePrater: dinlenme ve eğlence alanıAugarten: bir saray ve parkSchwarzenberg SarayıHunderwasswe EviArsenal MüzesiSankt Marx MezarlığıStadtpark-Şehir ParkıHaus des MeeresRaimund TiyatrosuTheater an der WienmuseumsquartierVolkstheaterTheater in der JosefstadtVotiv KilisesiLiechtenstein SarayıVolksoperZentralfriedhofGasometer,ViyanaFriedhof der NamenlosenSchloss NeuwaldeggSchwarzenbergpark

1 Temmuz 2008 Salı

SAÇ BAKIMI


Tepeden tırnağa hoş görünmenin yolu önce saçtan geçer.
Özellikle kadınların saçlarıyla ilgili başları dertte olabilir.Saçım neden mat, saçlarım uzamıyor ya da saçım niye dökülüyor ?
Bu soruların cevabı yaşantınızda ve saçlarınıza karşı davranışlarınızda gizli. Saçlarınızın sağlıkla parlamasını istiyorsanız boya ya da röfle gibi hırpalayıcı işlemleri uygulamayın deriz. Ama eğer illa ki uygulamak istiyorsanız en kaliteli ve doğal olanı tercih edin.Zararı aza indirgemiş olursunuz böylece.Ayrıca boyalı saçlarınız için uygun şampuan ve bakım ürünlerini kullanırsanız saçlarınız daha hızlı toparlanabilir.
Yetersiz beslenme, gerekli vitaminleri almama, aşırı stres, sigara ve kimyasal işlemler saçlarınızı cansızlaştırır. Canlı saçlara sahip olmak istiyorsanız bunlardan uzak durun.
Saç dökülmesi de yine sıkça karşılaştığımız bir sorundur. Saçlarım dökülüyor demeniz normal. Saç dökülmesinin anormal derecede arttığı zaman çalmaya başlar tehlike çanları. Ne zaman çalar bu çanlar ? Saçlarınızın normalden fazla döküldüğü ve dökülen saçların yerine gelmediği zaman.Saç dökülmenizi muhtemelen artıran nedenler :

Ateşli bulaşıcı hastalıklar,
Hamilelik,
Bazı ilaçlar ve ışın tedavileri,
Tiroit bezi rahatsızlıkları,
Cilt enfeksiyonları,
Stres,
Yorgunluk,
Uykusuzluk,
Vitamin eksikliği,
Yanlış uygulanan zayıflama rejimleri,
Yaşlanma,
Hormonal bozukluklar ve genetik özelliklerdir.

Eğer sizde de anormal bir durum varsa öncelikle doktorunuza danışınız ve vakit kaybetmeden korunma ve tedavi yollarını kullanınız.

alıntıdır

KALP KRİZİ



Sıcaklar kalp krizini tetikliyor
Yazın gelmesiyle birlikte, uzmanlar, sıcak havaların kalp krizini tetiklediğini, özellikle kalp rahatsızılğı bulunan kişilerin tedbirli olmalarını tavsiye ediyor.

Kronik hastalıkları olanların yaz aylarında tedbiri elden bırakmaması gerekiyor. Bunların başında ise kalp hastaları geliyor.

Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Mustafa Ahsen, sıcak havalarda kalp krizi riskinin arttığına dikkat çekiyor.

Sıcakla birlikte artan nemin vücut ısısını da yükselttiğini belirten Ahsen, "Vücut ısısı artınca dolayısıyla vücut da bu nem ve sıcaklık artışına karşı kendisini korumaya çalışıyor. Kalp hastalarının sıcaklara karşı dikkatli olması gerekiyor. Sıcak artınca iç organlardaki kan çekilerek deri altındaki damarlara toplanıyor. Kaslarda ve iç organlarda kan miktarı azalıyor ve kan basıncı düşüyor. Bu durumda kişi halsizlik ve bitkinlik hisseder. Bedensel fonksiyon bozuklukları da ortaya çıkar." dedi.

Özellikle yaz aylarında kaslardaki yorgunluk belirtileri veya kalp ritmindeki hızlanmanın, damarlardaki genişlemenin sonucu olarak ortaya çıktığını anlatan Dr. Ahsen, sıcak havanın etkisiyle dolaşım sisteminin hızlandığını, bu nedenle kanı sıvılaştırıcı veya idrar söktürücü ilaç kullanan organik kalp hastalarının, özellikle yaz aylarında bir hekime başvurarak kullandıkları ilaçların dozlarını yeniden ayarlamaları gerektiğini kaydetti.

KALP HASTALARI MORALLERİNİ BOZMASIN

Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik açıyla geldiği saatlerde kalp hastaları, yaşlılar ve çocukların gerekmedikçe dışarı çıkmamalarını tavsiye eden Dr. Ahsen; "Aşırı sıcaklar, damarlarda genişleme, vücutta sıvı ve elektrolitkaybına neden oluyor. Bu nedenle sıcak havalarda su tüketimi, beslenmeve kişisel hijyene dikkat etmek gerekir. Yaz aylarında genellikle yağlı besinlerden ve kırmızı et tüketimini sınırlandırılmalı. Bunların yerine sindirimi daha kolay olan sebze ağırlıklı gıdalarla beslenmek, vücudun doğal dengesi açısından daha yararlı olacaktır." diye konuştu.

Ahsen, "Aşırı sıcak ve güneş gerekli tedbir alınmadığı takdirde insan sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Çocuklar, yaşlılar, kalp ve akciğer hastaları ile değişik deri hastalıkları olan kişiler, sıcaktan korunarak güneşin dik geldiği saatlerde güneşlenmemeli. ıÜüKalp hastaları sıcak havaların neden olduğu bitkinlik ve moral bozukluğu durumları nedeniyle diyetlerini bozuyorlar. Özellikle yaşlı, kalp veya tansiyon rahatsızlığı bulunan kişilerin gündüz saatlerinde mecbur kalmadıkça açık alanlarda bulunmamaları, perhiz ve ilaçlarını düzenli kullanmaya özen göstermeleri gerekiyor" şeklinde konuştu.